Geri Dön

1. İSTANBUL SEMİNERİ

Gütme Köpeği Olarak Neden Border Collie?

İnsanoğlunun bir bölümü son yüzyılda köpekle olan iletişimini ve onunla bir yaşamı paylaşma olgusunu gittikçe artırmış durumdadır.

Dünya nüfusunun hali hazırda 4 de 3 ü köpeği protein kaynağı olarak tüketirken, batı toplumları köpekten aklımıza gelebilecek sayısız aktivitede canlı olarak kullanmakta, onunla yaşamı paylaşmanın hazzını yaşamaktadır.

Peki, köpeklerin bizim dünyamıza girişi nasıl olmuştur? Bu günlere nasıl gelinmiştir?

Sinan Kaleli

Konuyla alakalı çeşitli görüşler mevcuttur. Bunlar içinde en kabul göreni köpeğin atasının kurt ve kurt ile eşleşebilen diğer etobur canlılar olduğudur. Bu husus hemen her bilim insanının kabul ettiği bir durumdur. DNA araştırmaları ve son yıllarda kullanılmaya başlanan mitokondri DNA uydu testleri de bu hususu desteklemektedir. Basitçe değinirsek, Mitokondri DNA uydu testleri, hücre çekirdeklerinde oluşan değişimlerin sınıflandırılarak, geçmişe yönelik bir saat düzeni ortaya çıkartma çalışmasıdır. Her ne kadar bu çalışmalar, 135.000 yıl öncesini işaret etse de, kesin olarak köpeğin kurttan ayrıldığı zamanı değil, kurtlar arasında bir ayrımın başladığı zamanı işaret etmektedir.

Köpeğin geçmişine yönelik zaman belirleyici oluşturma çabaları, babadan oğla geçen Y-kromozomları üzerinde de devam etmektedir.

Ancak bundan sonraki evrede görüş ayrılıkları ortaya çıkmaktadır.

Atası kurt olarak kabul gören köpeğin, evcilleşme sürecinin de insan tarafından evcilleştirilen diğer canlılara benzer metotlarla gerçekleştiği ileri sürülmüştür. Uzun yıllar, çoğu bilim insanı, araştırmacı ve yazar bu konuyu çeşitli senaryolarla geliştirerek kitaplarında ve anlatımlarında kullanmışlardır.

Köpeğin ve kurdun genel yapısı, insanoğlunun geçmişteki sosyal durumu, fiziksel ve zihinsel yetenekleri detaylı araştırma konuları olmaya, teknolojik imkânlar da bu konuların anlaşılmasına seferber edilmeye başlandığında farklı görüşler ileri sürülmüştür.

Kurt yavrularının yuvalarından alınarak insanlar tarafından büyütüldüğü ve bu süreçte evcilleşerek köpeksi bir yapıya yöneldiği görüşü, bu oluşumun gerçekleştiği tarihi dönem göz önüne alındığında bizleri fazlaca ikna edememektedir. Kurt yavrularının evcilleştirilmek amacıyla değil ama besin kaynağı amacıyla tutulmuş olabileceği ihtimali de aynı şekilde fazlaca mantıklı gözükmemektedir.

Günümüz bilgi seviyesi ve teknolojik imkanlarıyla bile, kurtları esaret altında tutabilmek son derece güç iken, o tarihlerde bunun başarılabilmiş olması, hatta vahşi bir kurdun uysal yapıya kavuşabilmesi için 18-20 soy boyunca kontrol altında üretilmesi gerekliliği, kurdun insanlar tarafından bilinçli bir şekilde ehlileştirildiği tezini çürütmektedir.

Bu konu üzerine yapılmış bazı çalışmalar, özellikle kürk fabrikaları ve A.B.D.deki “Kurt Parkları” hayret verici sonuçlarıyla son derece geniş bir konu olduğundan bir sonraki anlatım programımızın ana konusunu oluşturacaktır.

Kurdun evcilleşmesi üzerine ortaya atılmış bir diğer düşünce ve aynı zamanda akla daha yatkın olanı ise şöyle bir kurguya sahiptir:

Kurdun köpekleşmeye başladığı dönem olarak günümüzden 14.000–15.000 yıl öncesi işaret edilmektedir. Şaşırtıcı bir şekilde insanoğlunun yerleşik düzene geçtiği dönemler de bu zaman rastlamaktadır. Acaba bu benzerlikten nasıl bir ilişki çıkartılabilir?
Kurt hepimizin bildiği gibi avcı bir canlıdır, avcılığının yanı sıra ağırlıklı olmasa bile, toplayıcı, yani leş yiyici bir yapıyı da bünyesinde bulundurur. Bu yapı iklim ve bölge şartları kurdun yaşadığı sosyal ortamdaki değişikliklere göre kuvvetlenir veya zayıflar. Bu çok yönlü beslenebilme yeteneği, kurdun dünya üzerinde hemen her bölgede yaşayabilmesine fırsat vermiştir.

İnsanoğlu yerleşim bölgeleri kurarak yeni bir düzene geçtiğinde, yaşadığı doğal ortamda da bazı değişikliklere neden olmuştu. İnsanlar, kısmen vahşi yaşamdan arındırılmış alanlar yaratırken, bazı canlılar için değerli olabilecek ve sürekliliği olan atıklar üretmeye başlamıştı.

Bu durum özellikle kurt gibi çok yönlü beslenebilen canlıların dikkatini çekmeye başladı. İnsan yerleşim bölgelerine yakın yaşamaya başladılar. Ancak, bu şekilde beslenmenin bazı bedelleri vardı. Etobur avcılar, avcılık yeteneklerinin yanı sıra, hayatta kalabilmek için ürkeklik güdüsü ile de donatılmışlardır. Kısacası bu hem saldırı hem de kaçma yeteneğinin beraberce gelişmesini sağlamıştır. Kaçma güdüsü sadece “av” konumunda olan canlılarda değil, “avcı” konumundaki canlılarda da bulunur. Ne de olsa hemen her avcı zaman içerisinde “av” konumuna düşebilmektedir.

Canlılardaki davranışların şekillenmesini sağlayan bu genetik yapıları “motor şablon” (motor pattern) olarak adlandırıyoruz. Bazı motor şablonlar, canlının tüm yaşamında devrede kalabildiği gibi, bazılarında doğumla beraber kısa bir süre devam etmekte, canlın belli bir yetişkinlik seviyesine gelmesiyle devreden çıkmakta, bazıları belli bir yetişkinlik süresinden sonra ortaya çıkmakta ve canlının hayatı boyunca onun davranışlarını şekillendiren bir konumda aktif kalabilmektedir. Motor şablonların yoğunluğu ve süreleri ise, canlının türü, çevre faktörleri ve sosyal yapılarla güçlenmekte veya zayıflamaktadır. Çevre faktörleri dediğimizde ise, iklim, coğrafya, beslenme imkânları ve bunlara benzer tüm dış etkenleri düşünebiliriz.

Bir davranışın motor şablon olarak değerlendirilebilmesi için gereken unsurlar nelerdir?

Daha önce söylediğimiz gibi, motor şablonlar öğrenilerek kazanılmazlar. Anne ve babalardan genetik olarak ileriki soylara aktarılırlar. Motor şablonlar canlının yaşamsal öneme sahip anlarında kullanılmak üzere DNA’larına şifrelenmiş bilgilerdir. Motor şablonlar tek bir davranıştan oluşabildiği gibi, birbirini takip eden ve sıralı bir düzene de sahip olabilirler. Ancak, avlanmak gibi bazı motor şablonlar dış etkenlerin yardımıyla gelişebilir veya körelebilir. Motor şablonun varlığı genetik olsa da, fonksiyonel kullanımı dış etkenlere ve eğitime bağlıdır. 

Diğer motor şablonlarla ilgili örneklemelere başka bir anlatımda değinmek istiyorum.

Konumuz köpeklerin iş yapabilme becerisini kapsadığından, öncelikle ilgilendiğimiz avcı etoburların av motor şablonudur. Av motor şablonu, beslenme amaçlı olarak canlıda ortaya çıkan, birbirini takip eden farklı hareketlerin başladığı ve bittiği süreçteki eylemler silsilesine verilen isimdir. Birbirinden farklı olan ancak fonksiyonun yerine getirilebilmesi açısından birbirine bağımlı olan bölümler sekans olarak adlandırılabilir.

Av motor şablonu aşağıdaki sekanslardan oluşur.

 

Orient-eye-stalk-chase-grabbite-killbite-dissect-consume
Orient: Motor şablonun, araştırma ve yaklaşmayı içeren tespit sekansıdır.
Eye: Gözle işaretleme.
Stalk: Ava kilitlenerek takibe alınmasıdır.
Chase: Kovalama, koşarak takip.
Grabbite: Yakalama ısırışı.
Killbite: Öldürme ısırışı.
Dissect: Parçalama.
Consume: Tüketme, beslenme.

 

Sinan Kaleli

Şablondan da rahatça anlaşılacağı gibi “av”’ın fark edilmesi ile başlayıp beslenme ile sonuçlanan bir süreçtir. Bu sürecin içindeki sekanslar, her avcıda aynı şekilde çalışmayabilir, kimi canlıda sonuca ulaşabilmek için sekansların sırası son derece önemliyken, bazılarında her sekansın devreye girmesi gerekmeyebilir. Av motor şablonunu şekillendiren bir diğer faktörde, aslen “av” konumundaki canlılarda kuvvetlice var olan ancak daha önce söylediğimiz gibi “avcı” konumunda olanlarda da bulunan “ürkeklik” davranışıdır.

Ürkekliğin şiddeti av motor şablonunun kesintisiz çalışıp çalışmamasına büyük etki yapar. Doğada yaşayan bazı avcı canlıların sürekli bir şekilde ürkütülmesi bile soylarının devamını tehlike altına sokabilir. 

Motor şablonların çalışması açısından dünya üzerinde ilginç örnekler mevcuttur. Puma tamamen avcı bir canlıdır. Doğal ortamında leş ve artıklarla beslenememektedir. Bu durum Pumaların hayvanat bahçelerinde bakılmasını da zorlaştıran bir durumdur. Ancak, hayret verici bir şekilde, bu canlıların, esaret altındayken belli zaman süreçleri içerisinde farklı davranışsal karakteristiklere büründükleri gözlemlenmiştir. Puma’nın beslenebilmesi için av motor şablonundaki chase (kovalama) sekansını mutlak surette gerçekleşmesi lazımdır.  Aksi halde serbest ortamda Puma beslenemez. Bu şekilde özel besleme ihtiyaçları olan canlıların yaşam alanları son derece dar çerçevede kaldığı gibi, soylarının devamı da doğada ortaya çıkan küçük değişikliklerle çok çabuk tehlike altına girmektedir. Ancak, bir tesadüf eseri, Puma’nın beslenebilmek için kovalama sekansına ihtiyaç duyması, soyunun tükenmesinin önüne geçmiştir. Güney Amerika’da tarım alanlarını genişleten çiftçiler Puma ve diğer etoburların tehdidinden kurtulabilmek için yakın çevreye içlerine zehir enjekte edilmiş hayvan leşleri bırakmışlardır. Binlerce kara ve hava etoburu bu zehirlemeden etkilenirken, Puma’lar motor şablonlarının çalışma mekanizması nedeniyle, hiçbir şekilde zarar görmemişlerdir. Kovalayarak avlamadıkları canlıyı yemediklerinden ölümden kurtulmuşlardır.

Afrika’da da Çitalarla ilgili ilginç bir avlanma tercihi mevcuttur. Bildiğimiz üzere Çita dünya üzerinde en hızlı koşabilen kara canlısıdır. Ancak koşusu son derece kısadır ve 40 saniye ile kısıtlıdır. Çita Afrika’nın geniş düzlüklerinde avlanırken yetişkin ceylanları tercih etmektedir. İlginç bir şekilde kendinden kaçmayan yavru ceylana dokunmamakta, öncelikle ürkeklik gösterip kaçma telaşına düşen yetişkin olanı tercih etmektedir. Bu durum doğada yaşayan bazı canlıların tüm vahşi tehditlere rağmen soylarını nasıl devam ettirdiklerine ilişkin ilginç bir örnek olduğu gibi, avcı canlının da içgüdüsel olarak öncelikle kendi genetiğine yazılı olan kurallara nasıl riayet ettiğinin bir göstergesidir.

Bazı canlılar avını aldıktan sonra beslenme sürecinde de ürkeklik gösterebilirler. Örnek olarak, Çitalar ve Pumalar beslenme esnasında çabuk huzursuz olurlar, bu durum yiyeceklerini terk etmelerine ve toplayıcı olan bir diğer etobura kaptırmalarına neden olur. Bu nedenle bu canlıların yiyeceklerini çok uzaklara hatta ağaçların tepelerine taşıdıkları iyi bilinir. Bunun sebebi, av motor şablonunlarında “killbite” sekansının hemen arkasından “taşıyarak saklama” (cache) sekansının bulunuyor olmasıdır.

Buna karşılık Aslan yiyeceğini yerken dış etkenlerden fazlaca etkilenmez. Kolayca ürkeklik göstermez. Dolayısıyla, avı gerçekleştirdiği yerde tüketim sekansına başlayabilir.

Kutup tilkilerinin grabbite sekansı havaya zıplayarak avlamak istediği canlının kazdığı çukura yüksekten dalış yapmak şeklinde gerçekleşir.

Kurtların, dünyanın hemen her yerine yayılmış bir şekilde yaşayabilmesinin en önemli sebeplerinden birisi genele yayılmış beslenme şeklidir. Kurt, ortama göre avcılık ya da toplayıcılık yapabilmektedir. Bu durum, kurdun av motor şablonunda Puma veya Çita’da olduğu gibi sekanslar arasında çok kuvvetli bağlara sahip olmamasından kaynaklanmaktadır.

Tekrar kurdun değişime uğrayarak köpeğe dönüşmeye başladığı düşünülen ve insanların yerleşik düzene geçtiği tarihlere döndüğümüzde. Kurtla insan ilişkisini davranış biçimlerinin değişimini de göz önünde bulundurarak çok daha kolay anlayabileceğiz.

İnsanoğlu yerleşik düzene geçerek kurtlar için yeni bir doğal ortam yaratmıştı. Hemen her ortamda yaşayabilme becerisi olan kurt, bu yeni ortama adapte olmakta da fazla zorlanmadı

İnsanların ürettiği atıklar besin değeri açısından av kadar yüksek değildi ama sürekliliği vardı. Özellikle iklim şartlarının olumsuz devam ettiği mevsimlerde insana yakın yerlerde toplayıcılık yapmak kurt sürülerinin hayatta kalmasını kolaylaştırıyordu. Ancak insan yerleşimlerine yakın yerlerde beslenebilmek bazı davranışları da değiştirmeyi gerektiriyordu. Kurtlar yüksek seviyede ürkekliğe sahip canlılardır. Besin değeri fazla olmayan bu yiyecekler için sıklıkla insanlardan kaçmak zorunda olmaları onların bu besinlerden edindiği faydayı asgariye indiriyordu. Ürkekliklerini azaltan veya yenebilen kurtlar, insan yerleşimlerine daha yakın yaşamaya başladılar.

Hazard Avoidance (beladan kaçma ya da ürkeklik) olarak adlandırdığımız davranışın ölçülebilir iki temel öğesi mevcuttur.

Bunlar, Uyarının alınmasıyla birlikte hayvanın tepki verdiği an olan flight (uçuş-kaçma) ve flight distance (uçuş ya da kaçış mesafesi) ‘dir.

Birinci öğede değerlendirme, hayvan kaçışa başlamadan önce ona ne kadar yaklaşabildiğiniz, ikinci öğede ise değerlendirme hayvanın hangi mesafeye kadar kaçışa devam ettiği ile yapılabilir.

Ürkeklik motor şablonu da aynı av motor şablonu gibi avcı canlıların hayatta kalabilmeleri için vazgeçilmez değere sahiptir.

Sürüler halinde yaşamak avcılığı son derece kolaylaştıran bir sosyal yaşam biçimidir. Ağırlıklı olarak avcılık yapan kurt, sosyal yaşamının yanı sıra davranışsal ve fiziksel yapısını da buna uygun bir şekilde geliştirmiştir. Avcılık güçlü bir zekâya yani iri bir beyine, iri bir çene yapısına gereksinim duyar. Orantısal olarak baktığımızda, kurt beyin ve kafatasları köpeklerden, vücut boylarına oranla % 20 civarında daha büyüktür.

İnsan yerleşimlerine yakın yaşama başlayan kurt sürüleri zamanla avcılık yeteneği ve ürkekliği zayıflamış bireylerden oluşmaya başladı. Avcılık önemini yitirdiğinde, sürülerdeki hiyerarşik zincir de zayıflamaya başladı. Ne de olsa toplayıcılık ve leş yiyicilik için işbirliğine gerek kalmamıştı.

Bu duruma insanlarda fazlaca tepki göstermediler. Ortaya çıkarttıkları atıklar, civarda beslenen canlılar sayesinde doğada çok daha çabuk yok oluyordu. Bundan daha da önemlisi, uysallaşarak insan yerleşimlerine daha yakın yaşayan bu kurtlar, elde ettikleri besin kaynaklarını başka vahşi canlılara karşı korumaya çalışıyorlardı.

Bunu yakın zamanda yaşanan bir olayı örnekleyerek anlatmaya çalışayım. Karayıp adalarındaki büyük bir otel, çevresinde yaşayan çok sayıdaki köpek nedeniyle sıkıntı yaşamaktaydı, Köpekler gün boyunca, alan mücadeleleri nedeniyle, kumsalda güneşlenen misafirleri rahatsız ediyor, geceleri çöpleri didikleyebilmek için sağı solu kırıp döküyor, zaman zamanda kendi aralarında gürültülü kavgalara tutuşuyorlardı. Daha da önemlisi bu köpekler başıboş olduğundan, her an otel içerisine bir hastalığı bulaştırma riski taşımaktaydılar. Uçsuz bucaksız bir kumsalda personeliyle beraber 2000 kişiye yakın insanı ağırlayan otelin yönetimi, köpekleri yakalayıp uzak yerlere bırakarak, hatta onları zehirleyerek bile soruna çözüm üretememekteydi.  Birisi gitse, bir diğeri gelmekte, otel çevresinde yaşayan köpek nüfusu hızla artmaktaydı. Sonunda otel yönetiminin aklına yeni bir yöntem geldi. Çevredeki bu köpeklerden bir grubunu sahiplenerek bizzat beslemeye başladı. Beraberinde onları kısırlaştırarak bakımlarını ve aşılarını yaptı. Gün içerisinde düzenli beslenen köpekler, alan mücadelesini bıraktıklarından misafirleri rahatsız etmemeye başladılar. Geceleri otel bünyesinde konakladıklarından, yaşadıkları yerleri sahiplenerek diğer köpeklerin bölgeye yaklaşmalarına müsaade etmez hale geldiler.

Otel yönetiminin ürettiği bu çözüm, aslında binlerce yıl önce uysallaşan kurtların insanlara yaklaşmaya ve karşılıklı bir çıkar ilişkisi kurmaya başladığı düşünülen senaryonun günümüze yansıyan bir şeklidir.  Sanırım insanın köpekle olan ilk ilişkisi de bu bağlamda koruma köpeği olgusuyla ortaya çıkmıştır.

Yakın ama birbirine teması olmayan yaşam biçimi uzun bir süre devam etti. İnsanların topraktan ve evcilleştirdiği hayvanlardan daha geniş alanlarda faydalanmaya başlamasıyla da şekil değiştirmeye başladı. Uysallaşan kurtlar, davranışsal değişikliklerle beraber, fiziksel değişiklikler de yaşamaya başladılar. Bu dönemde insanoğlu devreye girerek bazı kurt-köpek karışımı olan yavruları yanlarına alarak kendi kontrolü altında beslemeye başladı. 

Arkeolojik kazılarda edinilen bilgiler ışığında, bu dönemin günümüzden 8.000 yıl öncesine rastladığı bilinmektedir. Yine büyük bir rastlantı eseri insanın koyunu evcilleştirdiği dönemde bu tarihe rastlamaktadır. Bu iki rastlantısal tarih, ilk köpek insan işbirliğinin arazi ve canlı hayvan sürülerinin korunması amaçlı olduğu düşüncesini kuvvetlendirmektedir.

Köpeğin insanla ilk kurduğu ilişkiye uzanan süreçte, son derece kuvvetli çalışan ürkeklik davranışıyla ortaya çıkan kaçma davranışı önce zayıflamış, sonra da tamamen ortadan kalkarak, tersine çalışmaya (reverse flight-tersine kaçış) başlamış, köpeklerin insanlara yaklaşabilmesini sağlamıştır.

Bu süreçte sözünü ettiğimiz beladan kaçma sinyallerinin zayıflamasının yanı sıra, insanların köpeklere sürekli ve zahmetsiz besin sağlaması sonucu, av motor şablonu da etkisini kaybetmeye başlamıştır. Zaten insanlar özellikle doğal yaşamda hayati olan bu iki davranışı göstermeyen ya da yaşamlarına çok az yansıtan köpekleri sahiplenip, üremelerine fırsat vermiştir.

Sürü koruma köpeklerinin gelişimi ve çalışma prensiplerinin, diğer ırklarla mukayeselerinin detaylı ve uzun bir konu olması nedeniyle başka bir anlatımda ele almayı düşünmekteyim.

Köpekler insan yaşamına girdikten sonra, yine uzun bir dönem fazla bir değişiklik olmadan bu ilişki süregeldi. Avcılıktan, dövüş amaçlı eğlence köpeğine, taşımacılıktan korumaya hatta besin amaçlı tüketime kadar birçok konuda köpekler insan tarafından kısmen bilinçsizce de olsa kullanılmaya devam etti.

Günümüzden 800 yıl önce ilk bilinçli ırk ayrımlarının başladığı düşünülmektedir. Son 250 senede ise ciddi bir ilerleme sağlanmış, insanların köpeklere olan merakının artmasıyla organize üretim, kayıt sistemlerinin başlaması ve 400 den fazla ırkın ortaya çıkmasıyla hayret verici bir boyuta ulaşmıştır. Bugün sadece kuzey Amerika kıtasında 80 milyondan fazla kayıtlı köpeğin yaşadığı bilinmektedir.

Var olan köpek ırklarının bir kısmı iş amaçlı üretilseler de, ırkların büyük bir çoğunluğu sadece görüntüye hitap eden ve beğeni amaçlı üretilen köpeklerden oluşmaktadır.

Bizlerin ilgi duyduğu kısmı ise iş yapan köpekler ve özellikle sürü gütme işinde kullanılan Border Collie ırkıdır. Neden sürü gütme ve neden Border Collie?

Üreticilere sorduğunuzda hemen hepsi kendi ürettiği ırka olan ilgisinin nedenini dayandırdığı çeşitli haklı sebepler gösterebilir. Ancak hiçbirisi Border Collie üreticilerinin sebepleri kadar çarpıcı bir senaryoya sahip değildir.

İş yapan köpekleri göz önüne aldığımızda, hemen hepsi insanla beraber bireysel ya da bir başka obje üzerine kurulmuş bir mekanizmayla görev yapmaktadırlar. Köpekli sporlar dalları bunlara örnek olarak verilebilir. Agility, frisbee, flyball, schutzhund gibi dünya üzerindeki en popüler köpekli spor dalları da ve önceki anlatımıma uygun ve benzer bir mekanizmayla çalışırlar. Hatta köpekli spor olarak adlandıramayacağımız ağırlık çekme, tazı yarışları gibi başka aktivitelerde bile mekanizmanın temeli aynıdır.

İşin açıkçası sürü gütmenin de mekanizması aynıdır. Peki, fark nerededir?

Köpeklerin koyunları çevirerek, istenilen yöne doğru yürütmesi, belli aralıklarla konulmuş kapılardan geçirterek, ağıla sokması, ağıldaki koyunları teker teker sürüden ayırarak başka bir yere toplaması seyir keyfi son derece yüksek bir çalışmadır.

Bu iş nasıl gerçekleşmektedir?

İş yapan köpeklere baktığımızda hemen hepsi (sürü koruma ırkları hariç) önceki bölümde bahsettiğimiz av motor şablonunu kullanan köpeklerdir. Detaylara girmeden anlatmaya çalışırsak, bir av köpeğinin avcı tarafından vurulan kuşu getirmesi, bunun, av motor şablonunun bazı sekanslarının peş peşe devreye girerek bir hareketi ortaya çıkartması olduğunu söyleyebiliriz.

Burada köpek orient, chase ve grabbite sekanslarını kullanmaktadır.  Uzun yıllar boyunca yetiştirilen av köpeklerinin sadece bu sekansları kullanması sağlanarak kuş avcılığında insanlarla işbirliği yapmaları amaçlanmıştır. Ancak, doğal olarak insanların bu davranışsal istekleri her zaman kusursuz bir şekilde çalışmamaktadır. Zaman zaman köpeklerin istenmeyen davranışları av motor şablonunun içerisinde kullanıyor olmaları insanları seçici üretim tekniklerini kullanmaya yöneltmiştir. Bazı köpekler düşük avcılık yeteneklerine sahip olsalar bile, bazen “killbite” (öldürüş ısırığı) bazen de “dissect” (parçalama) sekansını kullanmaktadırlar. Köpeklerimizin zaman zaman ağzına aldığı objelerle birlikte kafalarını sert bir şekilde sağa sola sallamaları, “kill-bite” sekansını gerçekleştirdikleri andır.

Irklara özgü bazı av motor şablon örnekleri:

Vahşi yaşam
Orient >> eye >> stalk>>chase>>grab-bite>>kill-bite

Sürü koruma
(Orient) (eye) (stalk) (chase) (grab-bite) (kill-bite)

Header tarzı sürü gütme
Orient>>EYE>>STALK>>CHASE (grab-bite) (kill-bite)

Heeler tarzı sürü gütme
Orient>>eye   stalk    CHASE>>GRAB-BITE  (kill-bite)

Hound (tazı)
Orient>>           mark>> CHASE>>GRAB-BITE>>KILL-BITE

Pointer
Orient>>EYE (stalk) (chase) GRAB-BITE (kill-bite)

Retriever
Orient>> eye  stalk  chase GRAB-BITE (kill-bite)

>> = birbirine bağlantılı sekans
BH = yüksek içsel motivasyon
(  )  = gösterilmesi hatalı kabul edilen sekans

İstenmeyen sekansları kullanan bireyler üretim dışı bırakılarak istenen davranışsal karakteristiği sergileyen bir popülâsyona (varlık nüfusu) ulaşılmaya çalışılmıştır.

Başka metotlarla ve bazı diğer av motor şablonu sekanslarının kullanıldığı avcılık tarzları da mevcuttur. Ancak kişisel olarak avcılığa sıcak bakmadığımdan konuyu olabildiğince çabuk esas konuya bağlamaya çalışacağım.

Tüm köpekli aktiviteler göz önüne getirildiğinde sadece “sürü gütme” işinde üç farklı canlının olduğu bir koordinasyon görülür. İnsan tarafından yönlendirilen bir köpek, yine insan tarafından bakılan başka bir canlı grubunu yönetmektedir.

Bu açıdan bakıldığında sürü gütme işi eşsiz bir denkleme sahiptir. İnsanoğlu zekâsının ürünü olarak evcilleştirdiği iki farklı grup canlıdan birisine, kendi istekleri doğrultusunda diğerini yönettirmektedir.

İşte böyle eşiz bir kurgu içinde, doğal olarak eşiz bir köpeğe ihtiyaç vardır.

Sürü gütme işinin gerçekleşmesindeki mekanizmada daha önce anlatımını yapmaya çalıştığım “av” ve “ürkeklik” motor şablonları rol oynamaktadır.

Koyun, ördek, kaz ve benzeri canlılar doğada “av” konumunda olduklarından güçlü bir “beladan kaçma” güdüsü (ürkeklik motor şablonu) ile donatılmışlardır. Bu hayvanların evcilleşme sürecinde ürkeklikleri tamamen kaybolmamış, sadece hassasiyetini ve şiddetini kaybetmiştir.

Bu canlılarda ürkeklik, “avcı” konumundaki canlının “av” konumuna geçtiği sinyalini vermesiyle tetiklenir. Bu sinyal çok iyi tanıdığımız ve Border Collie duruşu olarak isimlendirdiğimiz harekettir. Bu hareket, av motor şablonunun eye-stalk bölümüdür. Bu sekans Border Collie’de birleşik çalışır. Yani hayvan gözle işaretlemeyi kilitlenme ile birlikte gerçekleştirir. Hemen arkasından gelen aşama “chase-kovalama” sekansıdır. Av konumundaki canlının aldığı sinyalle birlikte hareketlenerek avcıdan kaçmaya başlaması, avcının kovalamaya başlamasına sebep olur.

Daha önce anlattığım av motor şablonunun doğal yaşamda çalışmasının son aşaması “beslenme” sekansıdır. Bu sekans canlının çalıştırmaya başladığı motor şablonunun ödüle ulaştığı final bölümüdür.

Peki, Border Collie sürü güderken “beslenme” sekansına ulaşmıyorsa ödülü nedir?

 

Burada köpeğin sürüyü çevirebilmesi, harekete geçirerek istenen yöne doğru götürebilmesi gerekmektedir. Bu işlemin fonksiyonel olarak gerçekleşebilmesi için kullanılmakta olan av motor şablonunun defalarca kesintiye uğratılması, geriye doğru çalıştırılması, tekrar başlatılması hatta bazen sekans atlatılması gerekebilmektedir.

Parçalama veya beslenme sekansına ulaşması engellenmiş olan ırkta “eye-stalk” (gözle kilitlenme) ve “chase” (kovalama) sekansı köpeğe en fazla içsel motivasyon (isteklendirme) sağlayan sekans haline gelmiştir. Yani köpeğin ödülü gözle kilitlenme ve kovalama sekanslarıdır. İçsel motivasyonun büyüklüğü bireyden bireye değişebilmekte, bazılarında gözle kilitlenme daha yoğun bir motivasyona sahipken bazılarında ise kovalama öne çıkabilmektedir.  Birçok iş köpeği ırkında da hedef “beslenme” değildir. Çalışma prensipleri Border Collie’ye benzer bir mekanizmaya sahip olsa da, en büyük ayırt edici fark sekansların ileri geri çalışmasındadır.  Dünya üzerinde av motor şablonu geri alınabilen, istendiğinde sekans atlatılabilen, farklı sekansları devreye sokulabilen tek ırk Border Collie’dir. (Bunu ilerideki bölümlerde anlatmaya çalışacağım)

Yüzyıllardır Border Collie ile çalışan sürü sahipleri, köpeklerin sekanslar arasındaki “sınır”larda tutulabildiği takdirde, sekanslar arasında ileri geri gidilebildiğini fark etmişlerdir. Köpeklerini iyi tanıyan, ne zaman neyi yapacağını, hangi sekansa geçeceğini doğru kestiren sürü sahipleri, düzenlenen yarışmalarda başarılı sonuçlara ulaşmışlardır.

Köpeklerin özellikle ileri derecede komut algısına sahip bireyler arasında eşleştirilerek üretilmiş olması da kontrolün üst seviyeye çıkmasına neden olmuştur. Günümüzde “en zeki ırk” olarak bilinmesinin kaynaklarından birisi de budur.

Bütün bunların yanı sıra, dikkatlice incelendiğinde, Border Collie, üst seviyedeki karakteristikleri herkes tarafından bilinen birçok iş köpeği ırkının özelliklerini üzerinde toplamış bir ırktır. Pointer’in “eye” hareketi, Spaniel’in hedefe ulaşınca yere uzanışı ile birleşip Border Collie duruşunu ortaya çıkartmış, Setter’in sessizliği, Greyhound’un sürati, Çoban Köpeklerinin, direnç ve dengesiyle birleşerek, bugün üzerinde konuşmaya çalıştığımız ırk ortaya çıkmıştır.

Kişisel düşüncem olarak, sekanslar arasında bu derece becerikli manevraları gerçekleştirebilmesinin de sebebi bu bileşkenler olmalıdır.

Tarihten günümüze, birçok sürü güden ırkın varlığı bilinmektedir. Farklı amaçlarla kullanılan, işlerinde etkin güdü köpekleri de bulunmaktadır. Ancak, biraz önce anlatmaya çalıştığım sebeplerle, Border Collie kendinde var olan doğal yetenek sayesinde koyun sürüleri üzerinde sağladığı etkin kontrol ile ileri çıkmaktadır.

Yakın zamanda kendi köpeklerimle yaşadığım bazı olaylar, sürü gütme işinde bu ırkın ne derece etkin ve farklı bir durumda olduğunu daha belirgin hale getirmektedir.

Çiftliğimi kurduğum Karaburun bölgesinde evimin bulunduğu yükseltinin önünde denize doğru uzanan 40–50 dönüm genişliğinde bir otlak bulunmaktadır. Bu otlak her sabah ve akşam kendi koyunlarımın da içerisinde bulunduğu bir sürünün geçiş güzergâhı ve otlak yeridir.

Birçoğunuzun bildiği üzere Whisky 6 yaşını doldurmuş ama koyunlarla hiç çalışmamıştı. Dolayısıyla sürüyü yönlendirmesi üzerine hiçbir beklentimiz yoktu.

Baharın ilk günlerinde sürü araziye çıktığında bir akşamüzeri çobanımız Hüseyin’i çağırarak Whisky’yi sürüye göndererek bir deneme yapmak istediğimi söyledim. Sonucun ne olacağını kestiremediğimden kendimce nasıl bir tedbir alacağımı düşünüyordum. 150–200 mt mesafeden kayışla çalışmamız mümkün değildi. Köpeğin yüksek itaat kapasitesine güvenerek avludan elimle sürüyü işaret ederek “koş” diye bağırdım.

Verandada koyunlara kilitlenmiş şekilde yatan Whisky komutla beraber çayırlık alanda sürüye doğru koşmaya başladı, en öndeki koyunlara 15–20 mt kala yavaşladı ve klasik BC duruşuyla beraber yere yattı. Sürü irkilmemişti. Köpeğin ilk defa karşılaştığı koyunlara olan ilgisi beni sevindirmişti ama ileriki safhada ne Whisky ne de ben nasıl bir şey yapmamız gerektiğini bilmiyorduk.

“Göç yolda düzelir” mantığıyla tekrar “koş” diyerek bağırdım. “Koş Whisky”.

Köpeğin komutla beraber, kısa adımlarla, BC duruşunu bozmadan tekrar koşmaya başlaması sürünün hemen dikkatini çekmişti. Sürüdeki koyunlar ani bir hareketle geri dönerek Whisky’den uzaklaşmaya başladılar. Sürünün ön bölümünde başlayan hareket, çok kısa bir sürede bir dalga gibi 260 koyunluk sürünün tümünü ters yöne doğru hareket ettirmeye başlamıştı. Koyunlar inanılmaz bir süratle harekete geçmişlerdi.

Bu durumda Whisky’nin ne yapacağını merak ederken, aklıma verilecek bir komut da gelmemişti. Köpek koyunların harekete geçtiğini görünce, etraflarından dolanmaya çalışarak daha hızlı koşmaya başlamıştı. Koşu sonunda sürünün alt bölümüne ulaştığında, bu sefer koyunlar aksi yöne doğru harekete başladılar.

Whisky sürüyü hareket ettirmeyi becermişti, sürü ne tarafa giderse, etraflarından dolaşıp önlerini kesiyor ancak hareketi durduramıyordu, Birkaç tur böyle devam ettikten sonra aklıma “yat” komutu geldi. Köpek komutla beraber bulunduğu yere yattığında sürü de hareket etmekten vazgeçmişti.

Her ikimizin de sıfır tecrübeyle sürüyü hareket ettirip durdurmayı başarabilmiş olması, açıkçası beni son derece mutlu etmiş ve ilerisi için umutlandırmıştı.

Akşamın ilerleyen saatlerinde Hüseyin yanıma geldi ve Whisky’nin sürüyü hareket ettirmesinden duyduğu şaşkınlığı ve memnuniyeti anlattı. Kendisinde de 6-7 tane köpek olduğunu ancak, koyunların hiçbir köpeğe bu tepkiyi vermediğini, söyledi. Whisky’nin sürüye yaklaşırken bakışlarının değiştiğini, kendini kurt benzeri bir görüntüye soktuğunu söyledi. (burada sanırım tarifini bilmediği BC duruşundan bahsetmek istedi)

Bu denemede, benim için en anlamlı olanı ise Hüseyin’in bu köpek kendinde olsa 1000–1500 koyuna rahatlıkla bakabileceğini söylemiş olmasıydı. Yaşadığımız bölgede hayvancılığa güzel bir katkıda bulunabilecek bir adım atmakta olduğumuz hususunda hiç kuşkum kalmamıştı.

Whisky artık düzenli olarak sürüyle çalışmakta. Ne de olsa son baharda yarışma var!

Yaşadığımız bu olay, Border Collie ırkının sürü gütme işinde neden bu derece etkin ve rakipsiz olduğunu bir kez daha gözler önüne sermişti. Bu köpekler sürü gütme işi için gerçekten biçilmiş bir kaftandır.

Doğal olarak birçok kişi, acaba dünya üzerinde başka sürü güden köpek ırkı yok mu diye soracaklardır.

Geçmişte de günümüzde de dünya üzerinde hayvancılığın yapıldığı her bölgede sürü güden köpekler olmuştur. Bugün hala kullanılanlar olduğu gibi, asli işlevini yitirmiş sadece fiziksel görüntüleri ile ev köpeği durumunda varlığını sürdürenler de bulunmaktadır. Bu durum birçok görev ırkı içinde geçerlidir. Bazı av köpekleri, kişisel koruma köpekleri, kızak köpekleri günümüzde asli görevlerini yapmamaktadır. Buna en güzel Golden Retriever ırkı örnek verilebilir.

Irkların zaman içerisinde üstlendikleri görevi kaybetmelerinin çeşitli sebepleri vardır. Bunların en başında ihtiyaçlara göre bazı ırkların diğerlerine göre daha etkin olduğunun fark edilmesi gelmektedir.

Diğer önemli bir etken ise, fiziksel beğenilerin ön plana çıkmasıyla, üretimlerin aşırı derece artması ile oluşan amaç dışı sahiplenilmiş bir popülâsyon’dur.

Dünya üzerinde çok eski tarihlerde bile sürü gütme amacıyla kullanılan köpekler olduğu halde, Border Collie çalışma şeklinin efektifliği nedeniyle dünya üzerinde bilinen ilk sürü gütme yarışmalarının düzenlenmesi gereksinimini ortaya çıkartmıştır. Bu derece etkin olduğu görülen bir ırkın, sürü sahipleri tarafından öncelikle tercih edilmesi ve buna karşılık diğer ırkların işlevlerini zaman içerisinde kaybetmeleri doğal bir sonuçtur.

Sözünü ettiğimiz mekanizmaların çalışması dışında sistemin fonksiyonel hale getirilebilmesi için bir eğitim sürecine de ihtiyaç vardır. Yapılan işin karmaşıklığı, eğitim sürecini uzattığı gibi rasyonelliğini de kaybettirebilir. Üretime dayalı her konuda olduğu gibi bu konuda da verimlilik ön plandadır. Kısacası daha az emekle daha yüksek performans.

- Border Collie sese duyarlı bir ırktır. Görme ve işitme duyularıyla çalışır. Çok uzak mesafelerden komutlara son derece hızlı cevap verebilmektedir.

— Kendisine yaptırılmak istenen işi çok çabuk kavrar. Tercih edilme nedenlerinin en başında bu yetenek gelmektedir. Eğitim sürecinin kısalması her açıdan büyük bir avantajdır.

— Hızlı öğrenme ve komutlara çabuk reaksiyon verebilme, yapılan işe uygun fiziksel yapıyla birleşince, çalışma hayatına erken başlayabilme ve daha uzun süre fonksiyonel olabilme avantajını getirmektedir.

— Birçok kişisel koruma ırkı için önemli bir özellik olan sahibine düşkünlük, Border Collie’de oldukça düşük seviyededir. Bu durum, sanılanın aksine, dezavantajlı bir durum değildir, ırkın sürü gütme işinde gösterdiği son derece yüksek performansın önemli bir kaynağını oluşturur. Border Collie yaptığı işe odaklı ve son derece bağlı bir ırktır. Bu durum ırkı sürü sahipleri arasında tercih edilen bir sürü gütme köpeği haline getirmiştir. Sürüyle çalışmaya başlamış bir Border Collie komutlar doğru verildiği sürece, her kişiyle ve sürüyle çalışabilir. Sahibine aşırı düşkünlüğün olmaması, 5–6 köpeğin aynı anda çalıştığı bir çiftlikte, köpekler arasında uyumsuzluğu da en aza indirmektedir.

Kişisel olarak şöyle bir söylemin Border Collie için son derece yerinde olduğunu düşünmekteyim:

“Border Collie traktör gibidir, kimin tarlasına gönderirsen orayı işler, yeter ki insanlar kullanmayı bilsin!”

Çoğumuzun yaptıklarını yarışma boyutunda seyrederek değerlendirdiğimiz Border Collie, yarışma harici gerçek yaşamındaki çiftlik işlerinde akla gelmeyecek başka birçok işlerde de kullanılmaktadır.

Yurt dışında bulunduğum 1990’lı yıllarda. Hollanda da ırkını bilemediğimiz 1500 kadar köpeğin sabahları evin gazetesini alıp getirdiği haberini dinlediğimde şaşırmıştım.

O yıllar, Border Collie’nin şehir yaşamında fazla bilinmediği dönemlerdi. 2000’li yıllara geldiğimizde bilgiye ulaşımın artmasıyla bu köpeklerin çiftliklerde nasıl işlerde kullanıldığını öğrenmeye başladığımda şaşkınlığım ve hayranlığım bir kat daha artmıştı.

Yıllarca seyrettiğim sürü gütme yarışmalarındaki sürüden koyun ayırma manevrasının ilk zamanlar hep bir beceri gösterisi olduğunu düşünmüşümdür. 

Ancak, bunun koyunların yünlerinin kırkılma ve süt sağma dönemlerinde hemen her çiftlikte uygulanan rutin bir olayın yarışmaya yansıtılmış hali olduğunu öğrenmiştim. Köpeklerden birisi sürüyü belli bir alanda dağılmadan tutarken, diğeri yünü kırkılacak koyunu sürüden ayırıp sahibinin yanına getiriyor, işi biten hayvanı tekrar sürüye götürerek bir yenisini getiriyordu.

Bu rutin çiftlik işlerinde, ördekleri, kazları, tavukları kümeslerine sokmak,  alet edevat getirip götürmek, bahçelerin sulanmasına yardımcı olmak gibi işler Border Collie sahipleri için fazla şaşırtıcı işler değildir.

Ancak birçok insan bu köpeklerin kümeslerden yumurta toplamasını, hatta yumurtaları renklerine göre farklı sepetlere koyabiliyor olmasını abartmalı bulabilirler.

Hâlbuki yapılan bazı deneyler Border Collie’lerin yumurtaları renklerine göre farklı sepetlere koymanın çok ötesinde zihinsel becerilere ve düşünce mekanizmasına sahip olduğunu göstermektedir.

2004 yılında yapılan bir çalışmada, Almanya’da yaşayan Rico isimli bir Border Collie hiçbir ön çalışma yapılmadan 200’e yakın oyuncağının içinden adı söyleneni alıp getirmekte % 98 başarı göstermiştir. Daha da ilginç olanı, oyuncak kutusuna hiç tanımadığı bir oyuncak konulup, onu getirmesi istendiğinde ise her seferinde hatasız bir şekilde yeni oyuncağı sahibine getirmeyi becermiştir.

Border Collie ırkının şehir yaşamında fark edilmesi;

Tarihçemizden hatırlayacağımız üzere, ilk resmi soy ağacı kayıtları 1873 yılında kurulan dünyanın en eski köpek kulübü The Kennel Club tarafından tutulmaya başlanmıştır. Resmi olarak Border Collie isminin kabul edildiği tarih ise, 1918 yılının Dünya Sürü Gütme Supreme Şampiyonası ödül töreni anıdır.

Tarihlere dikkatlice bakıldığında 120–130 yıllık bir geçmişin var olduğu düşünülebilir. Ancak, ada İngiltere’sinde köpekler üzerine düzenlenmiş birçok doküman, Border Collie köpeğinin çok eski zamanlardan beri çiftçilerle beraber çalıştığını bizlere anlatmaktadır.

Kraliçe 1. Elizabeth’in doktorluğunu yapan, aynı zamanda İngiltere’de köpekler üzerine araştırmalar yaparak günümüze çok değerli bilgilerin ulaşmasını sağlayan, Dr.John Caius, 1576 yılında yazdığı “İngiliz Köpekleri Üzerine İncelemeler” (Treatise on Englishe Dogges) isimli kitabında Border Collie’yi aslında bugünkü tanıdığımız davranış ve fonksiyonları ile tarif etmekteydi.
"The Shepherd's Dogge...either at the hearing of his master's voyce, or at the wagging and whistling in his fist, or at his shrill and hoarse hissing, bringeth the wandering weathers and straying sheepe into the self same place where his master's will and wishe is to have them."
Dr. John Caius,
Physician to Queen Elizabeth I,                                                                                 
Treatise on Englishe Dogges, 1576

“Çoban Kopeği..sahibinin sesini veya harekete eşlik eden ıslığını veya tiz ve gür tıslama sesini duyduğunda sağda solda dolaşan dağınık koyunları tam sahibinin istediği yere, sahibinin arzu ettiği şekilde yerleştirir”
Dr. John Caius,
Kralice I. Elizabet’in Hekimi
“İngiliz Köpekleri Üzerine İncelemeler” adlı eserinden, 1576
Yine 1800’lü yılların başında bir çiftlik sahibi aynı zamanda bir yazar da olan James Hogg o günlerdeki çoban köpeklerini şöyle tarif ediyordu:
"Without the shepherd's dog, the whole of the open mountainous land in Scotland would not be worth a sixpence. It would require more hands to manage a stock of sheep, gather them from the hills, force them into houses and folds, and drive them to markets, than the profits of the whole stock were capable of maintaining."
James Hogg, 1824
“Çoban köpeği olmaksızın’ İskoçya’nın açık dağlık arazileri beş para etmezdi. Koyun gruplarını yönetmek, onları tepelerden toparlamak, onları üstü kapalı ve açık olan ağıllara dönmeye zorlamak, pazarlara götürmek için, tüm sürünün satışından elde edilebilecek kârdan daha fazla is gücü karşılığı gerekecekti.”
James Hogg, 1824
The Border Collie is renowned for its intelligence, agility, hard work and innate skills with animals for herding.  Its skills have been shaped by many generations of breeding.  These working dogs have never been bred for appearance. Today we refer to working sheepdogs and an ISDS Border Collie has no breed standard. 
ISDS (International Sheep Dog Society)
Border Collie zekâsı, kıvraklığı, çalışkanlığı ve diğer gütme hayvanlarıyla olan doğal yetenekleriyle tanınır. Yetenekleri nesiller boyu süregelen üretimler sonucu şekillenmiştir. Bu iş köpekleri hiçbir zaman dış görüntüleri için üretilmemişlerdir. Günümüzde, ISDS olarak, iş köpekleri dediğimizde, fiziksel ırk standardı belirtmediğimiz, Border Collie’yi işaret etmekte olduğumuz anlaşılır.
(Uluslararası Çoban Köpekleri Cemiyeti)
1970’li yıllara gelindiğinde, insanlar köpeklerle olan ilişkilerini yeni boyutlara taşımaya başladılar, her ne kadar en eski köpekli spor kızak çekme ile yüzyıllar önce başlamış olsa da, modern zamanların köpekli sporlarının ortaya çıkışları ve yaygınlaşması 1970-1990’lı yıllar arasında gerçekleşmiştir. Hatta köpekli sporlar tabiri 2000’li yıllardan itibaren kullanılmaya başlamıştır.
Başlangıçta çeşitli ırk standartları yarışmaları arasında yapılan bu eğitim gösterisi tarzındaki aktiviteler, köpek sahipleri tarafından ilgi çekmeye başlayınca, hem yaygınlaştı hem de birçok köpek sahibi tarafından da yapılır hale geldi.
Köpekler üzerine dernekleşme ve kulüpleşme alt yapısı son derece kuvvetli olan Avrupa ve Amerika kıtasında bu sporlara yönelik organizasyonlar hızla geliştirildi.
İlk zamanlar doğal olarak köpekli sporlara uygun olabilecek ırklar hakkında fazla bir bilgi yoktu. Ancak, bilinen şuydu ki, hızlı, dengeli, çevik ve kolay eğitilen köpeklere gerek vardı. Köpekli sporlarda hemen her ırk sayısız defalarda denendi. Bazı ırklar belli konulara yönelik sporlarda başarılı oldular.
15–20 yıl gibi bir sürede, sadece çiftliklerde sürülerle çalışan Border Collie’lerin köpekli sporlarda da sürü gütme işinde olduğu gibi başarılı olabildiği fark edilince, ırk şehir yaşamında yerini bulmaya başladı.
Köpekli spor dallarının son 10 yılına bakıldığında, hemen hepsinde Border Collie ırkının baskınlığı dikkati çekmektedir. Hatta birçoğunda Border Collie’yi geçebilmek, onun önünde derece yapabilmek, hedef haline gelmiştir. Özellikle son yıllarda, birçok yarışmanın katılımcılarının % 70–80 oranında tek ırka yönelmeye başlamıştır.
Ekteki Avrupa dünya agility, frisbee ve flyball şampiyonaları sonuçlarına bakıldığında, söylemeye çalıştığım konu daha iyi anlaşılacaktır.
Peki, Border Collie’nin esas işi olan sürü gütme mekanizması ile son yılların popüler köpekli sporlarının mekanizmaları ile çelişmiyor mu?
Anlatımın önceki bölümlerinde ırkın önemli bir yapısından bahsetmiştim. Köpeğin av motor şablonu sekansları arasında sınırda tutulabilerek ileri geri alınabilmesi, sekans atlatılabilmesi, eksiltilebilmesi ve eklenebilmesi, Agility gibi sürü gütmeye benzer işlerde son derece etkin olabilmektedir. Özellikle köpekli sporların agility dalında bu nedenle Border Collie diğer sporlarda olduğundan çok daha fazla tercih edilen bir durumdadır. Hatta orta mesafe kızak çekme yarışmalarında bile, son yıllarda Border Collie’lerden kurulmuş iddialı takımlar bulunmaktadır. (Kızak çekme, son derece değişik fiziksel ve zihinsel özellikler gerektiren bir spor olduğundan, başka bir anlatımda detaylı olarak değinmek istiyorum)
Frisbee ve flyball gibi bir objenin belli bir mesafede yakalanarak geri getirilmesi üzerine kurulu mekanizmada ise, köpeğin “eye-stalk” sekansı silinip buna retrieve (alıp getirme) işini yapmasını sağlayacak “grab-bite” (tutuş ısırığı) sekansının desteklenmesidir. Bu mekanizmanın çalıştığı sporlarda Border Collie son derece başarılı ve tercih edilen durumda olsa da, retriever, hound, benzeri birçok av ırkı da kendi av mekanizmalarının çalışma prensipleri sayesinde bu sporlarda çok başarı olmaktadırlar.
Birçok ırkta yapılan işin çeşitlendirilebilmesi fazlaca mümkün olmamaktadır, bunu sebebi motor şablonlarında revizyonun kolay olmaması, hatta gerçekleştirilememesidir.
Burada farklı beceri gerektiren işlere olan hızlı adaptasyonda ırkın yüksek algı yeteneğini de göz ardı etmemek gerektiği düşüncesindeyim.
Bunu destekleyen bir örnek olarak, Whisky’nin 6 yaşından sonra ilk defa bir koyun sürüsüyle karşılaştığı anda verdiği tepkileri hatırlatmak isterim. Yıllarca, frisbee oynayarak, “grab-bite” sekansı desteklenmiş, buna karşılık “eye-stalk” sekansı kullandırılmamış bir Border Collie, sürüyle çalışınca, av motor şablonunu hiçbir müdahale olmadan işe uygun şekilde düzeltmeye sokmuştur. 
Normal şartlarda, retrieve üzerine çalışan başka bir ırkta, iki farklı durum ortaya çıkardı, köpek ya ulaştığı ilk koyunu ısırmaya çalışırdı, yâda belli bir mesafeye geldiğinde, tanımadığı objeleri gördüğünde verdiği agresyon tepkisini verebilir. Bu durum Border Collie haricindeki ırklar için anormal değildir. Köpeğin doğal olarak “chase” sekansı “outrun” (etrafından dolaşma) şeklinde çalışmadığından, üzerine gittiği koyunların ısırılma durumuna girmesi sürüyü dağıtacak, dağılan sürü de köpeği iyice kontrolden çıkaracaktır. Hele sesle komuta yatkın olmayan ırklarda bu durum ciddi sıkıntılara neden olabilmektedir.
Kısacası, Border Collie’yi günümüz dünyasında bu derece fonksiyonel ve etkili olmasına imkân veren, sayıca oldukça fazla yetenek ve beceriler yumağına sahip olmasıdır.
Profesör Stanley Coren’in “köpeklerde zek┠isimli çalışmasının, bazı okuyucular tarafından yanlış yorumlanmış “zekâ sıralaması” analizinde bu ırkın en üst sıraya konulmuş olmasının sebebi, kendi iş becerileri dışında, özel yapı gerektiren birçok işe, diğer ırkların tümünden daha hızlı adapte olabilmesidir.
Bu nedenle belki “Worlds’ Smartest Dog” (Dünyanın en zeki köpeği) sloganı yerine, “Worlds’ Most Versatile Breed” (dünyanın en çok yönlü ırkı) söylemi Border Collie’yi çok daha iyi anlatmaktadır.
Anlatımımı dinlediğiniz için tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.
Derneğimizin ve dolayısıyla bizlerin amacı, peşinden gittiğimiz bu ırkın daha çok insan tarafından anlaşılır olmasıdır, amaç herkesin Border Collie sahibi olması değildir?
Border Collie zor bir ırktır, zekâ, tutku, dayanıklılık ve denge gerektirir!
Kimseden böyle bir beklentide olma hakkımız yok!
Sizlerle aktarmaya çalıştığım, 1989 yılından beri tutku ve hayranlıkla takip ettiğim ırkın, 19 yıl boyunca hemen her kaynaktan ve kendi tecrübelerimden, gözlemlerimden topladığım bilgilerin bir sunumu ve paylaşımıdır.
İçlerinde yanlış veya eksik olduğunu düşündüğünüz varsa ve bunları bizlerle paylaşırsanız, hep beraber daha doğru bilgilere ulaşmak için bir adım atmış oluruz.
Herkese tekrar teşekkür ederim
Sevgilerimle.
Sinan Kaleli

BaşaDön