Çeviri ve Derlemelere Geri Dön

VON WILLEBRAND HASTALIĞI

 




Hastalık, kanın pıhtılaşma yeteneğini etkileyerek düzgün pıhtılaşmanın oluşmasını engeller.

1926 yılında Finlandiyalı bir doktor olan Erik von Willebrand tarafından tanımlanmıştır. İnsanlarla beraber köpeklerde de görülen bir hastalıktır. Genel olarak hemophilia da dahil olmak üzere kanama bozuklukları çok nadir hastalıklardır. vWD (von Willebrand Disease) kalıtımsal kanama bozuklukları içerisinde en yaygın olanıdır.

Normalde bir damar kesilip kanama oluştuğunda, trombosit hücreleri damardaki deliği tıkayarak kan akışını durudururlar. Bu hücreler kalsium, vitamin K ve fibrinogen isimli bir protein yardımıyla bu yarayı kapatıp iyileştirirler.

Trombosit hücrelerinde von Willebrands Faktorü adıyla bilinen bir madde, bu hücrelerinin hasar görmüş damarlara yapışmasına yardımcı olur. von Willebrands faktor maddesinin diğer bir fonksiyonu da, kandaki faktör VIII isimli pıhtılaşmayı sağlayan önemli proteini taşımasıdır.

Modern araştırmalar vWD hastalığında trombositlerin azalmadığını fakat kanda hücrelerin doğru çalışması için gerekli olan 12 faktörden 8'incisinin etki altında kaldığını göstermektedir.

vWD, kedilerde çok ender görülmekle beraber çeşitli köpek ırklarında çok yaygındır. Dobermann ırkı bu hastalıktan en fazla etkilenen ırk olduğu halde, hastalığın genellikle düşük şiddette seyreden formuna yakalanmaktadırlar. Düşük şiddetteki hastalık herhangi bir klinik bulguya neden olmayabilmektedir. DOBERMANN'LARIN PARVOVİRUS GİBİ BAĞIRSAK SİTEMİNE ATAK YAPARAK KANAMAYA NEDEN OLAN HASTALIKLARDA KURTULMA ORANLARININ ÇOK DÜŞÜK OLMA SEBEBİ BUDUR.

Hastalığın hiç klinik bulgu vermeyenden, aşırı kanamaya kadar değişen formları vardır. Hastalık kanama olmadığı sürece hiç belirti vermez, yada çoğunlukla burun, vagina, penis gibi mukozal bölgelerde ortaya çıkar.

Tip 1 : En yaygın olan hastalık formudur. von Willebrands Faktörü'nün(vWF) düşük konsantrasyonda olmasıdır. Dobermann, Airedale Terrierlerde ve Sheltie (Shetland Sheepdog) lerin en az 1/3'ünde görülür. Semptomları çok düşükten şiddetliye kadar değişebilir.

Tip 2 : Çok ender bir formdur. Çoğunlukla Shorthaired German Pointer!a özgü bir formdur.

Tip 3 : En şiddetli tipidir. En yüksek oranda vWF eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Scotch Terrier, Chesapeake Bay Retriever ve etkilenmiş olan diğer 2/3 Sheltielerde görülür.

Genel olarak bakıldığında hastalık vaka olarak, Dobermann, Scottish Terrier, Basset Hound, Dachshund, German Shepherd, Keeshond, Corgi, Rotweiller, Poodle, Schnauzers ve Golden Retriever ırklarında ortaya çıkmaktadır.

Çalışmalar, Hyperthyroidism'in kanama problemleri riskini artırdığını göstermektedir. Bu da thyroid hastalıklarına yatkın Dobermann'ların vWD riskini artırmaktadır. İlginç bir not olarak kulak ve kuyruk kesimi uygulanan Dobermann ve benzeri vWD risk grubu içerisinde bulunan ırklar erken dönemlerinde hiçbir belirti göstermemektedir. Hatta erken dönemde yapılan kısırlaştırma operasyonlarında bile hiç ortaya çıkmayan hastalık çok sonra kendini gösterebilmektedir.

vWD hastalığının tedavisi yoktur. Hastalık çok şiddetli seyretmediği takdirde, köpeğin yaşam kalitesini fazla etkilemez, doğrudan öldürücü değildir. Ancak köpek sahibinin olabilecek çeşitli yaralanmalara karşı dikkatli olması gerekir. Önlem olarak kan hücrelerinin fonksiyonlarını kısıtlayan ilaçları köpekte kullanmaktan kaçınmak gerekir. Aspirin bunlara en temel örnektir. Bununla beraber, antihistaminikler, sulfa ve penisilin bazlı antibiyotikler, Ibuprofen, tranquilizer, phenothiazine, heparin ve theophlline de kullanmaktan sakınılması gereken ilaçlardandır.

DDAVP isimli bir ilaç, her ne kadar etkisi köpekten köpeğe değişsede, köpekteki vWF protein konsantrasyonunu artırmaktadır. Bu ilaç çoğunlukla önce kandaki vWF proteinin miktarını ölçen özel bir test yapıldıktan sonra operasyon geçirecek köpeklerde kullanılmaktadır.

Üretici olanların dikkatine:

College of Veterinary Medicine at Michigan State University bir grup veterinerin çalışmasıyla çok yakın zamanda vWD hastalığının DNA'daki bir mutasyon sonucu oluştuğunu ortaya çıkardı. Bu yeni bulgu ile birlikte geliştirilen bir DNA testi özellikle Dobermann üreticilerinin sağlıklı soylar üzerinde güvenli üretim yapabilmelerine yardımcı olacak. Kullanılmakta olan test her ne kadar etkilenmiş ve taşıyıcı köpeklerin bir bölümünü tesbit edebilsede, zaman içerisinde testte bulgu çıkmayan birçok köpeğin ileriki dönemlerde hastalığın belirtilerini göstermesi nedeniyle tamamen güvenli olmadığı bilinmekteydi. Yeni geliştirililen bu DNA testi mutasyonu tesbit ederek %100 net sonuç vermektedir. Sonuçlar "temiz","taşıyıcı", veya "etkilenmiş" olarak belirtilebilmektedir.

Talep eden üreticiye test kiti gönderilmekte, ağız içindeki tükürük örneğinin alındığı fırçalar ve geri göndermek için ayrı bir zarf bulunan kit aynı zamanda bir kullanım broşürü de içermektedir. DNA örneği geri uılaştıktan 2 hafta sonra test sonuçları köpek sahibine bildirilmektedir. Test başına talep ettikleri ücret 140.-USD

VetGen LLC (3728 Plaza Drive, Suite 1, Ann Arbor, Michigan 48108
tel : (734)-669-8440(800) fax: (734)-669-8441

Bunun yanısıra VetGen Dobermann üreticilerinin test sonuçları ile ilgili üretim planlarında da yardımcı olmakta. Irkın popülasyonunun %15 ila %20'sinin vWD geni taşımadığı düşünülmekte. vWD geninden tamamen kurtulmaya yönelik yapılacak üretimlerin, üretim havuzunu çok daraltacağından Dobermann'ın kalıtımsal olarak kazanılmış çok değerli karekteristklerinde kaybolma veya zayıflama ortaya çıkabileceği hususunda da uyarıda bulunmaktadır.
Karakter kaybının önüne geçmek amacıyla ilk öncelik olarak VetGen en azından ileriki 2-3 jenerasyonda "temiz" ile "temiz" ve "temiz" ile "taşıyıcı" üretimi yapmayı tavsiye etmekte. İleride "temiz" köpeklerin oranı arttığında sürekli "temiz" ile "temiz" çiftleştirilerek mutasyona uğrayan vWD geninden tamamen kurtulunabileceğini söylemektedir. Test sonucu "etkilenmiş" çıkan Dobermann'ların mutlak surette kısırlaştırılması gerekmektedir.

çeviri
“The Man & His Doggies”

 

 

 

 

 

  • GeriDön  AnaSayfa