Çeviri ve Derlemelere Geri Dön

FCI IRK SINIFLAMALARINDAKİ ÇELİŞKİLER

 

 

FCI kurmunun ırk tanımları sınıflandırılmasına bakıldığında, şöyle bir tablo çıkar karşımıza:

Grup 1 : Koyun Köpekleri ve Sığır Köpekleri (İsviçre Sığır Köpekleri hariç)
Grup 2 : Pinscher ve Schnauzerlar, Molosoid Irklar, İsviçre Dağ ve Sığır Köpekleri ile diğer Irklar.
Grup 3 : Terrierler
Grup 4 : Dachshundlar.
Grup 5 : Spitz ve Asli Irklar.
Grup 6 : Koku Tazıları ve İlgili Irklar (Scenthounds)
Grup 7 : Pointerlar (İşaret Köpekleri)
Grup 8 : Toplayıcılar (Retrieverlar), Kuş Kaldırıcı Köpekler, Su köpekleri
Grup 9 : Refakat ve Oyuncak Köpekler
Grup 10 : Göz Tazıları (Sighthounds)

Bu tablodan anladığımız günümüz ırklarının 10 ayrı grup içerisinde sınıflandırılmaya tabi tutulduğudur. Ağırlıklı olarak iş yapan köpekleri ele aldığımızda, bazı eksiklikler ya da yanlışlıklar olduğu göze çarpmaktadır. Bu eksiklikleri belirginleştiren durum ise, av köpeklerinin 4 ayrı grupta değerlendirilmeye alınmış olmasıdır. Doğal olarak av üzerine çalışan ırklar, çalışma prensiplerine göre de sınıflandırılmışlardır. Ancak bu sınıflandırılma, Av köpekleri grubu altında oluşturulmuş alt sınıflar şeklinde değil, doğrudan gruplandırma yapılarak şekillendirilmiştir.

Bu bakış açısından yola çıktığımızda, FCI ırk tanımlarının kriterleri önümüze bazı çelişkiler getirmektedir. Buna örnek olarak kızak köpeklerinin 5. Grupta Spitz ve Asli Irklar olarak gruplandırılmış olmasını gösterebiliriz. Hatta kuzey ırklarının bulunduğu grubun alt sınıflarında, kuzeye özgü kızak köpekleri, bekçi köpekleri, av köpekleri ve çoban köpekleri bulunmaktadır. Kuzey ırklarının sınıflandırılması da av köpeklerinden farklı bir metodla yapılmıştır.

Yine Çoban Köpekleri grubuna baktığımızda benzer bir durum ortaya çıkmaktadır. Grup 1, Bölüm 1’de tanımlanan ırkların hemen hemen tümü, tanıdığımız ve çoban köpeği olarak kabul ettiğimiz ırklardır. Bunların içinde Belçika Çoban Köpekleri, Alman Çoban Köpeği, Border Collie, Australian Shepherd Dog, Old English Sheepdog, Pyrenean Sheepdog, Maremmano, Kuvasz, Majorca Shepherd Dog, South Russian Shepherd Dog bulunmaktadır. Sınıf 2’de ise içlerinde Australya Sığır Köpeğinin de yer aldığı toplam 4 ırk bulunmaktadır.

Çoban Köpekleri kriterlerine baktığımızda ise, onların Av Köpekleri gibi çalışma prensiplerine göre sınıflandırılmadıkları görülmektedir. Bölüm 1’de yer alan ırkların bazıları günümüzde “sürü gütme” bazıları ise “sürü koruma” görevlerini yapan davranışsal yapılara sahip köpeklerdir. Yani aynı Av Köpeklerinde olduğu gibi, çoban köpeklerinde de farklı çalışma prensiplerine ve yapılan işin niteliğine göre, hatta son derece zıt karakteristiklere sahip ırklar bulunmaktadır. Konuya Av Köpeklerine bakıldığı derinlikten bakmaya çalıştığımızda ise, “sürü gütme” ırkları içerisinde bile işi yapma şekline göre farklı davranışlara sahip ırklar olduğu görülmektedir. Bunlar genel olarak, “headers” ve “heelers” gibi yada “barkers” benzeri sürüyü gütme metodları, ya da “continental style” olarak adlandırılan, kısmen koruyucu kısmen yönlendirici tarzları kapsamaktadır.

Durum böyle olduğu halde bazı çoban köpekleri, iş tanımına göre değil (aynı Kuzey Köpeklerinde olduğu gibi) bölgesel yaklaşıma göre, bazıları ise, yine iş tanımına göre değil, yapısal ve bölgesel durumuna göre sınıflandırılmışlardır. Buna en çarpıcı örnek Yugoslav Çoban Köpeği Sarplaninac, Atlas Shepherd Dog ve Anadolu Çoban Köpeği ismiyle Grup-2, Bölüm-2’de sınıflandırılmış olan köpeklerdir. Hatta Asya ve Rusya’da “sürü koruma” amaçlı kullanılan köpeklerin çoğu bu kategoride değerlendirilmektedir.

Özellikle iyi tanıdığımız bazı “sürü koruma” köpeklerinin, biribirleriyle yakın kan bağları olduğunu biliyoruz. En azından, yaptıkları iş nedeniyle, aralarındaki farklılıkların Sınıf bazında olsa bile, Grup bazında olamayacağını tahmin edebiliriz. Ancak FCI bu tanımlamaları eksik yapmak bir tarafa, neredeyse tamamen yanlış sınıflandırmış durumdadır. Grup-1, Bölüm-1’de hem “sürü gütme” hem de “sürü koruma” ırkları beraberce yer alırken, yine “sürü koruma” ırklarından bazılarını Mollosoid ırkların bulunduğu Grup-2, Bölüm-2’de değerlendirmeye almıştır. Yani bazı “sürü koruma” ırkları, “sürü gütme” ırklarına sınıf boyutunda yakınlığa sahipken, diğer “sürü koruma” ırklarıyla Grup boyutunda farklılıklara sahip görünmektedir.

“Sürü koruma” üzerine bir kategori olmadığı gibi, günümüzde son derece popüler bir durumda olan “kişisel koruma” üzerine de herhangi bir kategori yoktur. Halbuki, birçok çoban köpeği, Pinscher veya Molosoid grubu köpek artık “Kişisel Koruma Köpeği” olarak isimlendirilmektedir.

Oysa ki, günümüz araştırmaları, “sürü koruma” ırklarının yaptıkları iş ve bu işin gerektirdiği doğal koşullar nedeniyle, birçok ırkın biribirine olan yakınlığından çok daha fazla yakınlığa sahip olduğunu ortaya koymaktadır. FCI tarafından henüz bağımsız ırk olarak tanımlanmamış birçok köpek ırkı vardır. Bu ırklar tanımlanmaya başlandığında nasıl bir sonuç çıkacaktır? Kendi ülkemizden bir örneğe bakarsak eğer, yarın Akbaş Köpekleri FCI listesine alındığında nerede sınıflandırılacaktır? Eğer Kangal (FCI Anadolu Çoban Köpeği demektedir) gibi bulunduğu coğrafya veya görüntüsü nedeniyle Akbaş ırkı da Molosoid ırklar grubuna dahil edilirse, bu sefer Akbaş’a çok yakın kan bağı ve fiziksel özellikleriyle de büyük benzerliklere sahip olduğu bilinen Kuvasz ile Pyrene Çoban Köpeğinden ayrı bir gruba nasıl sokulacaktır?

Tam tersi yapıldığı takdirde ise, % 30’a yakın kan bağı olduğu düşünülen diğer sürü koruma ırklarından grup bazında nasıl ayrı tutulabilecektir?

Birbirine benzemese dahi, birçok ilginç durum, diğer ırklarda ve onların sınıflandırıldığı gruplarda da bulunmaktadır. Malteese olarak bilinen geçmişi çok eskilere dayanan köpek ırkı, FCI tanımlamasında “Toy Dogs” (Oyuncak Köpekler) olarak sınıflandırılmıştır. Oysa ki bu ırk, geçmişinde şatoların dar dehlizlerinde fare avı için kullanılmıştır. Yorkshire Terrier’in hikayesine benzer bir durum! Yani sonuç itibarıyla, günümüzde bir iş sahibi olmasa bile, geçmişte bir iş sahibi olduğu muhakkaktır. Günümüze baktığımızda ise, yine FCI tanımlamalarında, Çoban Köpeği sınıfında kabul edilen birçok ırk mesleği terkedeli neredeyse bir yüzyıl zaman olmuştur. Ya da en azından çoban köpekliği yapan birey sayısı, evlerde petdog olarak beslenenlerin %1’i kadardır. Hatta, çoban köpekliği işini bırakarak, başka konuları asli görev olarak üstlenmiş ama, halihazırda çoban köpeği olarak isimlendirilen birçok ırk vardır.

Bu konuyla ilgili olabilecek soru ise şöyle olabilir; Alman Çoban Köpeği adından da anlaşılacağı üzere Çoban Köpekleri grubunda sınıflandırılmıştır. Irk standartları tanımında da, fiziksel özellikleriyle beraber “iş testi” gerekliliği vardır. Bazı diğer çoban köpeklerinde de “iş testi” istenmektedir. Bu testler hayvancılıkla ilgili konuları kapsamaktadır. Ancak, Alman Çoban Köpeği için istenen iş testinin kapsamı nedir? Konu, canlı hayvan sürüsüyle alakalı bir test midir? (Çünkü köpek çoban köpeği kategorisindedir) Yoksa, SV’nin prosedürlerindeki kişisel koruma formatına uygun bir test midir? Sorunun cevabı ne olursa olsun, ırkın durumuyla alakalı sıkıntıları barındırmaktadır.

Yine FCI sınıflandırmalarından yola çıkarak, Schnauzerlar dev, standart ve miyatür olmak üzere Grup-2, Bölüm-1 de kategorize edilimişlerdir, ancak İngiliz Bulldog Grup-2, Bölüm-2’de değerlendirilirken, FCI ırk standartları tanımında, İngiliz Bulldog soyundan olduğu söylendiği halde, Fransız Bulldog, Grup-9, Bölüm-11’de “refakat ve oyuncak köpekler”’de kategorize edilmiştir.

Bu örnekler birçok açıdan FCI kurumunun, ırkları tanımlama ve onları sınıflandırma çalışmasında yetersiz bazı kriterleri kullandığı, genele uygulanabilecek bir standart oluşturamadığı izlenimi vermektedir.

Kişisel görüşüm olarak bu duruma neden olan birkaç etken bulunmaktadır.

Bunların bir bölümü, FCI’ın kurumsallaşırken köpekler üzerindeki kıvraklığını yitirmesinden kaynaklanmaktadır. Karmaşık prosedürlerler ile yönetilen ırk standarları mevzuatı, sık sık müdahale yapılabilmesine imkan tanımamaktadır. Bu nedenle, ırkları gruplaştırma konularında kurum, güncel pozisyonları yaşama geçirememekte ve köpekler için yeni görev tanımları yapamamaktadır.

Etkenlerden bir diğeri, dünya üzerinde sadece köpeklere yönelik bilimsel çalışmaların son derece kısıtlı olmasıdır. İnsanlara yönelik bir araştırma gerekmediği sürece, doğrudan köpekler için araştırma yatırımı yapan kurum sayısı son derece azdır. Hal böyle olunca da, köpekler üzerine sağlanacak bilgi akışı kuvvet kazanamamaktadır.

Konuyu karmaşık hale getiren ve “Av Köpekleri” üzerine yapılan detaylı çalışmanın, diğer birçok ırka yansımamasına neden olan ise, diğer bazı köpek ırklarının İngilizler tarafından fazla tanınmıyor olmasından kaynaklanmaktadır.

FCI gruplandırmalarında İngilizlerin etkisi açıkça hissedilmektedir. Bilindiği üzere avcılıkta köpekleri kullanmak eski çağlardan beri İngilizlerin en tutkulu uğraşlarından birisidir. Dolayısıyla bu ırklar iyi tanınmakta ve doğru analiz edilebilmektedir. Hatta İngiltere’de kurt soyu çok eski zamanlardan beri tükenmiş olduğundan, sürü koruma üzerine çalışan köpeklerden haberdar olmadıkları, çoban köpeklerini sadece tek grup olarak sürü güden köpekler üzerine planladıklarından belli olmaktadır. Grup-1 dışında sürü güden köpek yoktur. Ama sürü koruma köpekleri neredeyse her grup ve bölüm içerisine serpiştirilmiş durumdadır.

Bu tanıma eksiklliğine en çarpıcı örnek, Charles Darwin’in 1850’li yıllarda gemiyle çıktığı dünya seyahatinde edindiği gözlemlerinin notlarında bulunmaktadır. Darwin, Güney Amerika kıtasında seyrederken, sürü sahiplerinin yanlarında bulunan iri, kuvvetli ve saldırılara karşılık vermeye hazır çok sayıda koruma köpeğini gördüğünde, sürü koruma ırklarının dünya üzerinde bilinen diğer köpek ırklarından çok daha fazla sayıda ve yaygınlıkta olduğunu yazmıştır. Ancak, daha önce bahsi geçtiği üzere, batı dünyası köpekler için detaylı bilimsel araştırmalara fazla önem vermediğinden, bu konunun detaylarıyla anlaşılır hale gelmesi, günümüzden sadece 15-20 yıl öncesine dayanmaktadır. Halbuki, köpeğin orijinini anlamaya çalışan bilimadamları, bütün ırk karakteristikleri içinde, ilk ortaya çıkanın alan korumaya yönelik davranış biçimi olması gerektiği hususunda son derece makul fikirler ortaya atmaktadırlar.

Yine kişisel görüşüm olarak, FCI veya bu pozisyondaki kurumlar, yakın gelecekte, günümüz gelişmelerine sırt dönmeye devam edemeyeceklerdir. Dolayısıyla, 30-40 yıl önceki bilgiler ışığında hazırlanmış şablonlar değiştirilecektir. Değiştirilmelidir. Eğer köpeklerin daha net ve doğru tanımlarının yapılması isteniyorsa böyle bir revizyona mutlak surette gerek vardır. Aksi durumda, kurumlar inandırıcılıklarının sorgulanması ve itibar kaybıyla karşı karşıya kalabilirler.

Haziran 2007
“The Man & His Doggies”

 

 

 

 

 

 

  • GeriDön  AnaSayfa