Çeviri ve Derlemelere Geri Dön

DOBERMAN TARİHÇESİ


Karl Friedrich Louis Dobermann (2 Ocak 1834-9 Haziran 1894) Almanya'nın Thüringen şehrine bağlı Apolda kasabasında vergi memurluğu yapmaktaydı. K.F.L.Dobermann, asıl işine ek olarak belediyenin mezbahasında deri yüzme işinde çalışıyor, arda kalan zamanında da kasabanın başıboş köpeklerini toplamakla meşgul oluyordu.

Yaşadığı kasaba Apolda, köpek severlerin çokça bulunduğu bir yerdi. Kasabada her yıl geleneksel olarak köpek şovları düzenlenir ve pazarlar kurulurdu. Kasaba halkı köpek üretimini ve pazarlar kurup yarışmalar düzenlemeyi bir hobi haline getirmişti. L.Dobermann bu gösteri ve pazarların sürekli takipçilerinden birisiydi. Pazarlarda av köpeklerinden, kucak köpeklerine kadar hemen her cins köpek bulunurdu.

Vergi memurluğu görevinde değerli evrak ve para ile olan yakın ilişkisi nedeniyle, K.F.L.Dobermann, kendisine mesai saatleri içerisinde koruma görevi yapacak bir köpeğe ihtiyaç duymaktaydı. Aradığı özelliklerde bir köpeğe ne şovlarda ne de pazarlarda rastlayamamıştı. Atletik bir yapı, güçlü, zeki, cesur, sürekli alarm durumunda ve koruma içgüdüsü kuvvetli, sahibine bağlı orta boy bir köpekti aradığı. İşte günümüzde Dobermann ırkı köpeklerin var olmasında temel rolü oynamış düşünce budur.

İlk yıllarda K.F.L.Dobermann küçük bir apartman dairesinde oturduğundan, köpek üretme imkanına sahip değildi. 1874 yılından itibaren daha büyük evlere geçtiyse de bu evlerin hiçbirisi düzgün üretim yapmaya müsait değildi. 1880 yılında kendine büyükçe bir ev satın alarak ilk ciddi köpek üretme çalışmalarına burada başladı. K.F.L.Dobermann birisi mezar kazıcısı, diğeri de kilisenin çan görevlisi olan iki yakın arkadaşının da katkılarıyla ilk üretimlerini bu yıl gerçekleştirdiler.
 http://www.bordercollieturkiye.com/       
K.F.L.Dobermann, yaptığı işler nedeniyle köpek üretebilmek için oldukça iyi imkanlara sahipti. Mezbahadaki görevi sayesinde köpeklere yiyecek sağlayabiliyor. Köpek toplama işinden de ortaya çıkarmaya çalıştığı koruma köpeğine kaynak bulabiliyordu. Bazen de kasabanın köpek pazarından da karakter ve fizik olarak beğendiği köpekleri satın alıyordu. Bütün bunların yanında, beraber çalıştığı arkadaşlarının çevredeki sürü sahipleriyle olan ilişkileri sayesinde de güçlü ve dayanıklı sürü köpeklerinden faydalanma imkanı buluyordu. K.F.L.Dobermann ve iki arkadaşı bu yıllarda ürettikleri koruma köpekleri ile kısa sürede tanınır hale geldiler. Köpekleri alıcılar tarafından büyük talep görüyor ve talebi karşılamaya yetişemiyorlardı.
Resimde sol başta görülen K.F.L.Dobermann ve beraber köpek üretiminde bulunduğu arkadaşları. Bu resim K.F.L.Dobermann'ın bilinen tek resmidir. Resimde yerde duran melez köpeği henüz bir yaşına gelmeden kısırlaştırmış, ve üretim programlarında hiç kullanmamıştır.
K.F.L.Dobermann ve arkadaşlarının ölümünden sonra, Otto Göller isimli bir şahıs, bu üç arkadaşın ortaya çıkarıp şekillendirdiği ırkla yakından ilgilenmeye başladı. Otto Göller çok kısa sürede bu, sıra dışı zekaya sahip köpeğin bir koruma köpeği olarak barındırdığı vasıfları geliştirebileceğini anladı. Bu amaçla, ilk yapması gereken şeyin köpeğin vahşi ve sert yapısının daha uysal bir hale getirilerek evcilleştirilmesi olduğuna karar verdi. Böylece köpeklerden daha çok faydalanabilecekti. Otto Göller bu geliştirme çabasına girdiğinde, köpeğin üstün koruma yeteneklerini kaybetmeden daha itaatkar hale gelmesi gerektiğini biliyordu.

Otto Göller köpeklerini "Von Thüringen" kennel adı altında üretirken, aynı dönemde bir diğer köpek üreticisi Goswin Tischler de meşhur "Von Grönland"; çiftliğinin sahibiydi ve orada üretim yapıyordu.

http://www.bordercollieturkiye.com/      "Gerhilde v. Thüringen ve Graf Belling v. Grönland" 1898 yılında resmi kayıtlara Dobermann olarak giren ilk köpeklerdir. (soldaki resim) Graf Belling von Grönland 13 Haziran 1898 doğumludur. Goswin Tischler'in von Grönland çiftliğinde doğan bu ünlü 1898 batını, günümüzde Dobermann soyunun temelini oluşturmuş ve Amerika da dahil tüm dünyaya etkilerini yaymıştır. Dobermann soyunda etkisi büyük olan bir diğer ünlü köpek ise Otto Göller'in 1904 yılında doğan "Hellegaf von Thüringen" isimli köpeğidir.
 

K.F.L.Dobermann üretimleri sırasında çaprazladığı ırklarla alakalı detaylı bir kayıt tutmamış, yada tuttuysa bile günümüzde elimize bu konuyla ilgili ulaşmış bir bilgi bulunmamaktadır. Otto Göller detaylı bir kayıt olmadığı halde, Dobermann ırkının formasyonunda en etkin olanların German Shepherd Dog, Shorthaired Gun Dog, Great Dane& ve German Pinscher ırkı köpekler olduğu hususunda son derece emindir. Bazı diğer eski üreticiler ve uzmanlar da bu formasyonda Butcher's Dog, Sheep Dog, Rotweiller, Weimaraner, Beaucheron, Manchester Terrier ve Greyhound ırklarının rol oynadığını düşünmektedirler.

Dobermann adı köpeklerin ilk üreticisi K.F.L.Dobermann'ın ölümünden 4 yıl sonra kullanılmaya başladı. Dobermann ilk üreticisinin adıyla anılan ender ırklardan birisidir. 1899 yılında Dobermann meraklıları, günümüzde Dobermann Verein DV (Dobermann Club) olarak bilinen ilk Dobermann üretim kulübünü kurdular. Bu kulüp o yıllarda Dobermann üreticileri ve meraklıları için ilk ırk standartlarını belirleyip, köpeklerin görünüş ve davranış biçimleri ile ilgili bilgiler vererek doğru üretim yapılmasını sağlamak amacıyla çalışıyordu.

Dobermann, standardı çok hızlı bir şekilde gelişti ve yerleşti. 1930'lu yılların başında bugün tanıdığımız fiziki yapı ve karakteristiğine kavuşmuştu.

Dobermann, Birinci dünya savaşı sırasında Avrupa'nın tümüyle birlikte çok zor günler geçirdi. Çoğu uyutuldu veya terk edildi, hatta insanlar tarafından yenenler dahi oldu. Köpek bakmanın fazlasıyla ağır bir külfet olduğu bu dönemden sonra, Almanya'da çok az köpek kalmış, İngiltere'de ise üretim yapılabilecek iyi soylar bulunması hemen hemen imkansız bir hale gelmiştir. Ancak Amerikalılar bu köpekleri 1920 yılında kendi kıtalarına götürmüş ve üretim programlarını bu orijinal soyu kullanarak başlatmışlardır. 1921 yılında Amerikan Dobermann Kulübü kurulmuştur.

Dobermann'ın Amerika'da ki ilk tanımlanması Manchester Terrier'e olan yakınlığı nedeniyle "Terrier" sınıfında olmuştur.

İkinci Dünya savaşı sırasında Amerikan askerleri Dobermannları sahillerde düşman pozisyonlarını tespit amacıyla kullanmış ve günümüzde "Şeytan Köpek" (Devil Dog) olarak bilinen lakabı kazandırmıştır.

Irkın İngiltere'de yaygınlaşmaya başlaması 2. Dünya savaşından sonra olmuştur. İlk Dobermann Kulübü 1948 yılında kurulmuştur.

Avrupa'nın kriz döneminin bitmesiyle ırkın yaygınlığı da artmıştır. 1950 Crufts Dog Show'da 9 Dobermann yarışmaya katılırken 1952 yılında bu sayı 15'e çıkmıştır. Popülaritesi hızla artan Dobermann'lar bu dönemde, sadece para kazanma hırsı ile hiçbir standart gözetmeden aşırı miktarda üretim yapan insanların yüzünden tekrar zor günler yaşamaya başlamıştır. Hatta üreticiler güneş ışığına dahi çıkması mümkün olmayan beyaz Dobermann'lar üretip bunları fahiş fiyatlarla pazarlamaya çalışmışlardır. Tüm dünyada ırkın aleyhine geliştirilen eleştiriler artmış ve birçok ülke bu ırkın üretimini yasaklama aşamasına gelmiştir. Kısa sürede bu derecede kötü ün kazanan ırkın, tekrar aranan ve istenen özelliklerde bir yapıya kavuşturulabilmesi amacıyla Dobermann Kulüpleri harekete geçmiş; üretimlerin çok sıkı standartlarda gerçekleştirilmesi için üreticilere baskı uygulamış ve Dobermann ırkına sahip olacakları bilinçlendirme kampanyaları yürütmeye başlamıştır. Bu sayede 1960'lı yıllarda popülaritesini kaybeden ırk, 1970'li yılların sonunda üretim miktarı geçmişe göre çok daha düşük de olsa, kaliteli ve yüksek standartlarda, istenen davranış biçimini sergileyen batınlar vermeye başlamıştır.

Dobermann, Federation Cynologique Internationale (FCI) tarafından 14 Şubat 1994 tarih ve 143 sayı numarası ile Grup 2, Bölüm 1 de refakat, koruma ve iş köpeği olarak tanımlanmıştır.

 

Dobermann'larda renk varyasyonları:


Dobermann‘da Black ilk kabul görmüş renktir. Klasik Dobermann rengi olarak da kabul edilir. Brown, Blue ve Fawn varyasyonlarında olduğu gibi siyah renkte belirginliği köpekten köpeğe değişebilen, yüzde ve bacaklarda kahverengi (pas rengi olarak da tabir edilir) izler bulunur. Siyahla birlikte Dobermann'larda 5 farklı renk varyasyonu vardır. FCI, sadece black ve brown renklerini ırk standartları yarışmalarında kabul ederken, AKC bunların yanı sıra Blue ve Fawn renklerini de yarışmalarda kabul etmektedir.

Black: Klasik Dobermann rengidir.
Brown : Kahverengi olan bir kürk rengidir. Amerika'da Red olarak da tabir edilir.
Fawn : Bu renk aynı zamanda Isabella olarak da bilinir. Kahverenginden daha açık sarıya yakın bir renktir. Farklı tonları olabilir.
Blue : Bu renk maviye çalan gri bir tondadır. Diğer renk varyasyonlarında olduğu gibi ton farklılıkları olabilir.
White: AKC tarafından kaydı yapılan ilk beyaz Dobermann 1976 yılında doğan Padula's Queen Sheba'dır. Her ikisi de siyah olan Rasputin VI ve Dynamo Humm'un yavrusudur. Secere kaydı yapılmasına rağmen ne FCI, nede AKC tarafından ırk standartları tanımlarında kabul edilmezler. Beyaz Dobermann'ların zaman zaman ışığa hassasiyet gösterenleri mevcuttur. Kürkünde de zayıflıklar olabilen beyaz renk Dobermann'lar albino değildir. 1978 yılında AKC secere kaydını yapmak için söz konusu köpeği incelemeye almış ve yapılan çalışmalar beyaz rengin orijinal rengi maskeleyen bir genden ortaya çıktığını göstermiştir. Beyaz, sorumlu üreticiler tarafından tercih edilen bir renk varyasyonu değildir.

Federation Cynologique Internationale (FCI) Dobermann ırk tanım bilgileri:

Orijini : Almanya

Tanım sayı ve tarihi : 143 / 14 Şubat 1994

Kullanımı : Refakat, koruma ve iş köpeği.

Sınıflandırma :

Grup 2:
Pinscher ve Schnauzer, Mollosoid ırklar, Swiss Mountain ve Cattle Dog.

Bölüm 1:
Pinscher ve Schnauzer tipi, çalışma veya iş testi ile.

Genel görünüm:
Orta boy, güçlü ve kaslı bir fiziki yapı. Vücudunun zarif hatları içinde, mağrur ve kararlığı gösteren bir ifade, ideal görünümü belirler.

Önemli orantılar:
Dobermann vücudu özellikle erkeklerde, kare görünümünde olmalıdır. Vücudun omuz bölgesinden kalçaya olan uzunluğu, omuzun yerden yüksekliğinden erkeklerde %5 dişilerde %10'dan fazla olamaz.

Davranış ve mizaç:
Dobermann, çocuklarla iyi geçinen ailesine bağlı, dost ve soğukkanlı bir mizaca sahiptir. Kolay eğitilebilen ve çalışmayı seven bir yapısı vardır. Sahibiyle yakın teması sever. Makul ölçülerde alarm durumunda ve kendine güvene sahip olması beklenir.

Kafa :
Kafatası bölgesi kuvvetli ve vücuda orantılı olmalıdır. Kafa yukarıdan bakıldığında keskin olmayan bir kama görünümünde olmalıdır. Ön ve tepeden bakıldığında kafada hiçbir şişkinlik veya buna benzer çıkıntılar olmamalıdır. Üst çene ve alt çenenin gerisinde birleşme noktasındaki hafif şişkinlik, kafanın toplam uzunluğu ile uyumlu olmalıdır. Kafa kasları düzgün şekilde gelişmiş olmalıdır.

Burun : Burun delikleri yuvarlak ve geniş ancak çıkıntı oluşturmayacak şekilde olmalıdır. Burun deliklerinin rengi siyah köpeklerde, siyah, kahverengi köpeklerde renge uyumlu tonlarda olmalıdır.
Ağız ve burun uzantısı : Ağız ve burun çıkıntısı kafayla doğru orantıda ve gelişimini tamamlamış olmalıdır. Uzantı, derinliğe sahip ve ağız açıklığı azı dişlerine uzanacak kadar geniş olmalıdır. Üst ve alt kesici dişlerin olduğu bölgelerde de bu uzantının düzgün bir genişliğe sahip olması gerekir.

Dudaklar : Dudaklar gergin ve ağız kapandığında tam kapanmayı sağlayacak şekilde olmalıdır. Sarkık olmamalıdır. Rengi koyu olmalıdır. Kahverengi köpeklerde daha açık ve uygun bir tonda olması gerekir.

Çene ve dişler : Kuvvetli, geniş alt ve üst çene. Makas ısırışı, normal boyda ve doğru yerleşmiş 42 diş. 22 alt çenede 20 üst çenede.
Gözler : Orta boy, oval ve koyu renk. Kahverengi köpekler için daha açık tonlarına müsaade edilebilir. Göz kapakları tüylü olacaktır. Göz çerçevesinin tüysüz olması hiç istenen bir durum değildir.

Kulaklar : Kulaklar yüksek durmalı, dik görünüşlü ve kafaya orantılı bir şekilde kesilmiş olmalıdır. Kulak kesiminin kanunen yasak olduğu ülkelerde, kesilmemiş kulaklar da kabul edilir. Kesilmemiş kulaklarda kulağın en uç kısmının yanağa yakın duruşta olması istenir.

Boyun : Boyun kuru ve kaslı olmalıdır. Boyun yumuşak hatlara sahip olmalıdır. Duruşu dik ve asil görünmelidir. Uzunluğu vücut ve kafayla orantılı olmalıdır.

Kalça ve omuz : Yükseklik ve uzunluk olarak telaffuz edilir.

Sırt : Kısa ve sıkı, doğru genişlikte ve kaslı olmalıdır.

Bel : Doğru genişlikte ve kaslı olmalıdır. Dişilerde belin biraz daha uzun olması emzirme gereksinimi nedeniyle normal kabul edilir.

Kuyruk : Dik duruşlu ve yaklaşık 2 boğumdan kesimi yapılmış olmalıdır. Kuyruk kesiminin kanunen yasak olduğu ülkelerde kuyruk doğal haliyle bırakılmalıdır.

Ön bacaklar : Yere tamamen dik ve kuvvetli bir şekilde durmalıdır.

Omuzlar : Omuz kemikleri göğüs kafesine yapışık olmalı ve her iki ucu da kaslı ve güçlü gözükmelidir.

Üst kol : Kaslı ve omuz kemiğine olan açısı yaklaşık 105 ila 110 derece olmalıdır.

Bilek : İçe dönük olmalıdır. Dışa doğru bakmamalıdır.

Kalça : Arkadan bakınca gelişmiş ve kaslı görünümde olmalı, kalça kemiğine olan açısı 80 ila 85 derece olmalıdır.

Dizler : Diz bağlantısı kuvvetli ve dizlerin açısı yaklaşık 130 derece olmalıdır.

Ayaklar : Ön ayaklarda olduğu gibi parmaklar kısa ve kapalı, tırnaklar siyah olmalıdır.

Yürüyüş ve hareket : Köpeğin yürüyüşü çalışma kapasitesi ve dış görünüm için çok önemlidir. Yürüyüşte, ön bacağın birisi ileri atıldığında, çaprazındaki arka bacağın da ileri gitmesine dikkat edilir. Duruşunun ve eklemlerinin sağlam olması önemlidir.

Kürk : Kıllar sert, kısa ve kalın olmalıdır. Kılların yapısı tüm vücuda aynı oranda dağılmalıdır. Alt kürk tabakası kabul edilmez.

Renk : Renk siyah veya kahverengi olabilir. Burun, yanaklar, göz çerçevesinin üst tarafında, boğazda, alt bacakların iç bölümlerinde, kalçanın iç taraflarında, ayaklarda ve kuyruğun alt bölümünde pas rengi belirgin işaretler olur.

Testisler : Erkek köpeklerde mutlak surette 2 adet testisin varlığı kontrol edilir.

Boy ve ağırlık :

Omuz yüksekliği:

Erkeklerde : 68-72 cm
Dişilerde : 63-68 cm

Ağırlık :

Erkeklerde : 40-45 kg
Dişilerde : 32-35 kg

Hatalar :

Yukarıda sözü geçen tariflere tam anlamıyla uymayan her türlü ölçüm veya görüntü hata olarak kabul edilir.
- Cinsel yapıya ters davranış veya görüntü. Çok kilolu veya zayıf, çok uzun veya kısa bacaklı, zayıf kemikli.
- Kafa, çok uzun, çok kısa veya Roman burunlu. Kafatasının kötü bir eğime sahip olması. Zayıf altçene, yuvarlak yada çekik göz, ağır yanaklar, sarkık dudaklar, çok fazla açık duran veya kısık gözler. Açık duran ağız.
- Çok kısa veya boyun, boğaz bölgesinde sarkık deri.
- Eğimli kıç, eğimli bel, yeterli derinliğe sahip olmayan göğüs kafesi, çok yukarıda veya aşağıda duran kuyruk sokumu.
- Bacakların vücuda olan uyumsuz oranları, gevşek dirsekler, çok açık veya tamamen kapalı parmaklar, açık renk tırnaklar.
- Pas rengi işaretlerin net çizgiyle belirlenmiş olmaması, dağınık görünmesi, maskenin çok koyu renk olması, bacaklarda büyük siyah lekeler, ince kürk, kürkün üzerinde kel bölgeler.
- Yetersiz kendine güven, aşırı yüksek tansiyon (karakter), çok yüksek veya düşük iritasyon.
- Standart ölçülerden 2 cm kadar sapmalar derecelendirmeyi etkiler.
- Salınarak yada çok kısa adımlarla yürümek.

Diskalifiye hataları:

- Cinsel yapıya ters görüntü.
- Sarı gözler, çekik gözler.
- Makas şeklinde basmayan çene, çenelerin eşit basması, eksik diş.
- Kürk üzerinde beyaz noktalar, çok uzun ve dalgalı kürk. Çok ince veya üzerinde kellik olan kürk.
- Korkulu sinirli ve agresif köpekler.
- Standart ölçülerden 2 cm'den fazla sapmalar.
- Fiziki ve mental olarak normal olmayan görüntü veren tüm köpekler diskalifiye edilir.

 

DOBERMANN IRKINDA SIK RASTLANAN HASTALIKLAR...


Von Willebrand's Hastalığı:

Hastalık, kanın pıhtılaşma yeteneğini etkileyerek düzgün pıhtılaşmanın oluşmasını engeller.

1926 yılında Finlandiyalı bir doktor olan Erik von Willebrand tarafından tanımlanmıştır. İnsanlarla beraber köpeklerde de görülen bir hastalıktır. Genel olarak hemophilia da dahil olmak üzere kanama bozuklukları çok nadir hastalıklardır. vWD (von Willebrand Disease) kalıtımsal kanama bozuklukları içerisinde en yaygın olanıdır.

Normalde bir damar kesilip kanama oluştuğunda, trombosit hücreleri damardaki deliği tıkayarak kan akışını durudururlar. Bu hücreler kalsium, vitamin K ve fibrinogen isimli bir protein yardımıyla bu yarayı kapatıp iyileştirirler.

Trombosit hücrelerinde von Willebrands Faktorü adıyla bilinen bir madde, bu hücrelerinin hasar görmüş damarlara yapışmasına yardımcı olur. von Willebrands faktor maddesinin diğer bir fonksiyonu da, kandaki faktör VIII isimli pıhtılaşmayı sağlayan önemli proteini taşımasıdır.

Modern araştırmalar vWD hastalığında trombositlerin azalmadığını fakat kanda hücrelerin doğru çalışması için gerekli olan 12 faktörden 8'incisinin etki altında kaldığını göstermektedir.

vWD, kedilerde çok ender görülmekle beraber çeşitli köpek ırklarında çok yaygındır. Dobermann ırkı bu hastalıktan en fazla etkilenen ırk olduğu halde, hastalığın genellikle düşük şiddette seyreden formuna yakalanmaktadırlar. Düşük şiddetteki hastalık herhangi bir klinik bulguya neden olmayabilmektedir. DOBERMANN'LARIN PARVOVİRUS GİBİ BAĞIRSAK SİTEMİNE ATAK YAPARAK KANAMAYA NEDEN OLAN HASTALIKLARDA KURTULMA ORANLARININ ÇOK DÜŞÜK OLMA SEBEBİ BUDUR.

Hastalığın hiç klinik bulgu vermeyenden, aşırı kanamaya kadar değişen formları vardır. Hastalık kanama olmadığı sürece hiç belirti vermez, yada çoğunlukla burun, vagina, penis gibi mukozal bölgelerde ortaya çıkar.

Tip 1 : En yaygın olan hastalık formudur. von Willebrands Faktörü'nün(vWF) düşük konsantrasyonda olmasıdır. Dobermann, Airedale Terrierlerde ve Sheltie (Shetland Sheepdog) lerin en az 1/3'ünde görülür. Semptomları çok düşükten şiddetliye kadar değişebilir.
Tip 2 : Çok ender bir formdur. Çoğunlukla Shorthaired German Pointer!a özgü bir formdur.
Tip 3 : En şiddetli tipidir. En yüksek oranda vWF eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Scotch Terrier, Chesapeake Bay Retriever ve etkilenmiş olan diğer 2/3 Sheltielerde görülür.

Genel olarak bakıldığında hastalık vaka olarak, Dobermann, Scottish Terrier, Basset Hound, Dachshund, German Shepherd, Keeshond, Corgi, Rotweiller, Poodle, Schnauzers ve Golden Retriever ırklarında ortaya çıkmaktadır.

Çalışmalar, Hyperthyroidism'in kanama problemleri riskini artırdığını göstermektedir. Bu da thyroid hastalıklarına yatkın Dobermann'ların vWD riskini artırmaktadır. İlginç bir not olarak kulak ve kuyruk kesimi uygulanan Dobermann ve benzeri vWD risk grubu içerisinde bulunan ırklar erken dönemlerinde hiçbir belirti göstermemektedir. Hatta erken dönemde yapılan kısırlaştırma operasyonlarında bile hiç ortaya çıkmayan hastalık çok sonra kendini gösterebilmektedir.

vWD hastalığının tedavisi yoktur. Hastalık çok şiddetli seyretmediği takdirde, köpeğin yaşam kalitesini fazla etkilemez, doğrudan öldürücü değildir. Ancak köpek sahibinin olabilecek çeşitli yaralanmalara karşı dikkatli olması gerekir. Önlem olarak kan hücrelerinin fonksiyonlarını kısıtlayan ilaçları köpekte kullanmaktan kaçınmak gerekir. Aspirin bunlara en temel örnektir. Bununla beraber, antihistaminikler, sulfa ve penisilin bazlı antibiyotikler, Ibuprofen, tranquilizer, phenothiazine, heparin ve theophlline de kullanmaktan sakınılması gereken ilaçlardandır.

DDAVP isimli bir ilaç, her ne kadar etkisi köpekten köpeğe değişsede, köpekteki vWF protein konsantrasyonunu artırmaktadır. Bu ilaç çoğunlukla önce kandaki vWF proteinin miktarını ölçen özel bir test yapıldıktan sonra operasyon geçirecek köpeklerde kullanılmaktadır.

Üretici olanların dikkatine:

College of Veterinary Medicine at Michigan State University bir grup veterinerin çalışmasıyla çok yakın zamanda vWD hastalığının DNA'daki bir mutasyon sonucu oluştuğunu ortaya çıkardı. Bu yeni bulgu ile birlikte geliştirilen bir DNA testi özellikle Dobermann üreticilerinin sağlıklı soylar üzerinde güvenli üretim yapabilmelerine yardımcı olacak. Kullanılmakta olan test her ne kadar etkilenmiş ve taşıyıcı köpeklerin bir bölümünü tesbit edebilsede, zaman içerisinde testte bulgu çıkmayan birçok köpeğin ileriki dönemlerde hastalığın belirtilerini göstermesi nedeniyle tamamen güvenli olmadığı bilinmekteydi. Yeni geliştirililen bu DNA testi mutasyonu tesbit ederek %100 net sonuç vermektedir. Sonuçlar "temiz","taşıyıcı", veya "etkilenmiş" olarak belirtilebilmektedir.

Talep eden üreticiye test kiti gönderilmekte, ağız içindeki tükürük örneğinin alındığı fırçalar ve geri göndermek için ayrı bir zarf bulunan kit aynı zamanda bir kullanım broşürü de içermektedir. DNA örneği geri uılaştıktan 2 hafta sonra test sonuçları köpek sahibine bildirilmektedir. Test baına talep ettikleri ücret 140.-USD

VetGen LLC (3728 Plaza Drive, Suite 1, Ann Arbor, Michigan 48108
tel : (734)-669-8440(800) fax: (734)-669-8441
Bunun yanısıra VetGen Dobermann üreticilerinin test sonuçları ile ilgili üretim planlarında da yardımcı olmakta. Irkın popülasyonunun %15 ila %20'sinin vWD geni taşımadığı düşünülmekte. vWD geninden tamamen kurtulmaya yönelik yapılacak üretimlerin, üretim havuzunu çok daraltacağından Dobermann'ın kalıtımsal olarak kazanılmış çok değerli karekteristklerinde kaybolma veya zayıflama ortaya çıkabileceği hususunda da uyarıda bulunmaktadır.

Karakter kaybının önüne geçmek amacıyla ilk öncelik olarak VetGen en azından ileriki 2-3 jenerasyonda "temiz" ile "temiz" ve "temiz" ile "taşıyıcı" üretimi yapmayı tavsiye etmekte. İleride "temiz" köpeklerin oranı arttığında sürekli "temiz" ile "temiz" çiftleştirilerek mutasyona uğrayan vWD geninden tamamen kurtulunabileceğini söylemektedir. Test sonucu "etkilenmiş" çıkan Dobermann'ların mutlak surette kısırlaştırılması gerekmektedir.

Wobbler Sendromu

Wobbler Sendromu başka isimlerle de bilinmektedir; Cervical Vertebral Insability, Cervical Vertebral Malarticulation/malformation, Cervical Vertebral Stenotic Myelopathy ve Cervical Spondylopathy. İsmini wobble kelimesinden almıştır. Wobble=yalpalamak, sendelemek.

"Wobbler Sendromu" deyimi Dobermann Pinscher ve Great Dane'lerde boyun omurlarının, omuriliği sıkıştırması durumuna verilen isimdir. Boyun omurlarının, doğru yerleşemeyen veya düzgün gelişemeyen alt boyun omurları tarafından baskı oluşturması sonucu oluşur. Hastalığın genel karakteristiği çoğunlukla arka bacaklardan birinde başlayarak her dört uzvunda çalışmaz duruma gelmesi şeklinde seyreder.

Etkilenen ırklar : Temel olarak Dobermann ve Great Dane. Genç GD'ler çok yaygın etkilenirler. Dobermann'larda 3-9 yaş arası ortaya çıkabilir. Erkek köpeklerde görülmesi dişilere göre daha yaygındır, erkek/dişi ektilenme oranı 2:1'dir. Birebir aynı olmayan ancak benzer sendromlar gösterebilen diğer ırklar: Boxer, Bassethound, Bull Mastiff, St.Bernard, Weimaraner, Labrador Retriever, German Shepherd, Rhodesian Ridgeback, Dalmatian, Samoyed, Old English Sheepdog, Irish Setter ve Borzoi.

Nedeni bilinmemekle birlikte, hastalığın kalıtımsal olabileceği ve beslenme yoluyla hızlı büyümeden kaynaklandığı konusunda bazı yaklaşımlar vardır. Birçok üretici özellikle GD'lerde beslenme yoluyla kilo aşağıya çekilerek, büyüme hızı oranı düşürüldüğünde sadece Wobbler Sendromu değil, kalıtımsal olarak yavruluk döneminde ortaya çıkan birçok hastalık vakalarının azaldığı görüşündedirler.

Semptomları çoğunlukla arka bacakların birinde görülmeye başlar. Düşük şiddetli olanlarında köpeğin yürüyüşünde koordinasyonsuzluk görülür. Şiddetli belirtilerde köpek sarhoş gibi yürür ve hantallaşır. Köpek sahibi bu hantallaşmayı iyi gözlemlemek durumundadır. GD'lerde hastalık çoğunlukla 10 aylıktan 1.5 yaşına kadar olan dönemde ortaya çıkar. Fakat 5 haftalıkken yada 4-5 yaşındayken ortaya çıkanlarına da rastlanmıştır. Dobermann'larda ise genellikle 4-5 yaşına kadar ortaya çıkmamaktadır. (yukarıda 3-9 yaş deniyor ama o hastalığın varlığı, bu semptomları, yani hastalığın varlığının ortaya çıkardığı)
Hastalığın teşhisi için x-ray(röntgen) yeterli olmayabilir. Mylogram x-ray gerekebilir. Mylogram x-ray Wobbler Sendromu ve Spondololithesis hastalığının kesin teşhisinin tek yoludur. Mylogram x-ray'de (bir çeşit röntgen) köpeğin omuriliğine bir boya enjekte edilir ve omurgalar esnetilerek röntgeni çekilir. Mylogram x-ray hem çok pahalı hemde köpek için zararlıdır.

Wobbler Sendromunun tedavisinde veteriner tavsiyesi ve teşhisi doğrultusunda corticosteroid kullanımı, boyun askısı veya boyunluk kullanımı yada cerrahi müdahale gerekebilir. Genel olarak öncelikle cerrahi müdahale tavsiye edilmez köpeğin anesteziye olabilecek toleransı ve özellikle Dobermann'ların kan pıhtılaşma durumunun tesbiti çok önemlidir. (bir önceki vWD hastalığı) Cerrahi müdahalede (yürüyemez duruma gelmiş köpeklerde) başarı oranı %50 civarındadır. Daha düşük şiddette olan hastalık seyirlerinde cerrahi müdahale hastalığın ilerlemesini durudurmakta % 75'lere varan başarı oranı yakalamıştır.

Hızlı büyüyen iri ırklarda, hazır mama kullanılıyorsa 6 aydan itibaren hızlı gelişimi destekleyen "puppy" formu yerine gelişimi daha yavaş seyrettiren "adult" formunun kullanılması yoluyla ileride oluşabilecek hastalığa tedbir alınmış olur. Bununla beraber, boyun tasması yerine göğüs tasması kullanılarak boyun omurlarına gelebilecek fazladan baskı engellenmiş olur. Düşük ve orta şiddetli hastalık seyirlerinde cerrahi operasyon yapılmadan da, köpeğin hareketliliği sınırlandırılarak, doğru ilaçların kullanımı ve sahibin biraz dikkati ile köpek iyi bir yaşam sürebilir.

 


çeviri ve derleme
The Man & His Doggies”

 




 

 

 

 

 

 

  • GeriDön  AnaSayfa