Çeviri ve Derlemelere Geri Dön

ÇOBAN KÖPEKLERİ

 

Ortaya çıkışları

İnsanoğlunun yerleşik düzene geçerek, yeni bir yaşam tarzı oluşturmasının yarattığı doğal etki sonucu başlayan köpek insan ilişkisi, ırkların oluşmasıyla çok daha fazla derinlik kazanmıştır.

Günümüzde insanların hiçbir beklentide bulunmadan, sadece arkadaşlık boyutunda beraber oldukları köpek ırklarının yanısıra, özelliklerine göre çeşitli görevlerin verildiği “iş köpeği” statüsünde ırklar da mevcuttur. Çoban köpekliği, insanla köpek arasındaki “iş” ilişkisinin kurulduğu en eski görev tanımlarından birisidir.

Bugün açık alan hayvancılığı yapılan tüm coğrafyalarda, sürülere çoban köpekleri eşlik ederler. Dünya üzerinde hayvancılık yapılan arazilerin boyutu ve koyun sayısı göz önüne getirildiğinde, çoban köpeklerinin, dünya üzerinde var olan tüm köpek ırklarından çok daha fazla sayıda olduğu kolayca anlaşılabilir.

Ancak, bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış ve sayıca tüm köpek ırklarının toplamından fazla olduğu halde çoban köpekleri, modern dünya insanı tarafından yakın zamanlara kadar farkedilmemiştir. Son yüzyılda köpekler üzerine derlenen dokümanlara bakıldığında, çoban köpekleriyle alakalı çok az bilgiye ulaşılabilmektedir.

Çoban köpeklerinin batı dünyası tarafından farkedilememesinin birçok nedeni vardır. Ancak bu nedenlerden en önemlisi, işin doğası gereği hayvancılığın, büyük yerleşim bölgelerinden uzakta ve sürekli bir göç halinde yapılıyor olmasıdır. Hayvancılığın yüksek gelir gruplarna ait kimseler tarafından yapılmıyor olması da, köpeklerin sosyal ortamda tanınmalarını güçleştiren bir durum ortaya çıkarıyordu.

Bu faktörlere, köpekçiliğin hızlı yükselme sürecine girdiği avrupa ülkelerinde, doğal dengelerin, teknoloji ve sanayi gelişimiyle beraber bozularak, farklı tercihlerin öncelik kazandığı yeni bir yapının oluştuğu gerçeğini de eklediğimizde, sürüleri koruyan çoban köpeklerinin gözden uzak kalmalarının sebeplerini de anlamaya başlamış oluruz.

Sürü koruma köpeklerinin modern dünyamızdaki varlığının ilk farkedilişi iyi bir gözlemci olan Charles Darwin’in 1833 yılında çıktığı dünya gezisi süresince tuttuğu notlarında görülmektedir. Güney Amerika kıtası boyunca hayvancılık yapılan her bölgede, sürüyle beraber çobanlara 3-4 köpeğin eşlik ettiğini ve bu köpeklerin sayılarının binlerce olduğunu vurgulayan Darwin, köpeklerin sürü ve çobanlarıyla kurduğu bağa olan hayranlığını da gizlememiştir.

Çeşitli teorilerde köpeklerin ortaya çıkışının günümüzden 12.000 ila 15.000 yıl kadar önceye dayandığı ileri sürülmekte olsa da, çoban köpeklerinin kullanılmaya başlandığı tarihin çok daha net kestirilebildiği ve günümüzden 8000 yıl önce evcilleştirilen koyunlardan sonra başladığı bilinmektedir.

İlk çoban köpekleri, hayvanlarına yeşil otlak arazi bulabilmek için mevsimsel göçlere çıkan sürü ve sahiplerine eşlik ediyorlardı. Açık arazide, zorlu iklim ve coğrafya koşullarında süren bu hayat, köpeklerin fiziksel yapısında da değişikliklere yol açtı. Yaşanan ortam, şartlara uyum sağlayamayan bireyleri yok ediyor, uyum sağlayarak, yaşamayı başaranlara ise, soylarını ileriki kuşaklara aktarabilme olanağı tanıyordu. Bu doğal düzen sayesinde insanlar, iyi çoban köpeklerine ulaşmak bağlamında fazla bir çaba göstermediler. Günümüz modern ırklarının varoluş prensiplerinin aksine, çoban köpeklerinin binlerce yıldır süregelen varlıklarına, insan müdahalesi neredeyse hiç denecek kadar az olmuştur.

İnsanlar bu süreçte, iklim ve coğrafya şartlarına göre doğan yavrularda renk varyasyonları üzerinde bazı tercihler kullanmış olsalar da, köpeklerin serbest arazi şartlarında eşleşmeleri, doğal kurallar çerçevesinde gerçekleşmekteydi. Bu sağlıklı eşleşme düzeni, birçok baskın genin aynı eş vasıtasıyla ileriki soylara taşınabilme şansını sağlayabiliyordu.

İnsanlar hayat tarzlarında etkin değişiklikler ortaya çıktıkça, ve köpekleri anlayıp öğrenmeye başladıklarında, onlardan çok daha fazla konuda faydalanabileceklerini de farketmişlerdir. Binlerce yıl “avcılık”, “alan koruma”, “sürü koruma” ve “taşımacılık” gibi görevlerle günümüze gelen köpek insan ilişkisi, bugün sayısız konudaki beraberlikle devam etmektedir.

Modern dünyamızda çoban köpekleri, sürülere eşlik ederek koruma görevleri yapmalarının yanısıra, onları etkin bir şekilde yönlendirme amacıyla da kullanılmaktadırlar. Son yüzyıllarda insan yaşamındaki salgın hastalıklar, sanayileşme, işgücü teminindeki zorluklar gibi ortaya çıkan değişiklikler, köpeklerin kullanım alanlarında da yeniliklerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu değişikliklerin çoban köpekleri dünyasına getirdiği yeni şekil “sürü gütme” ırkları olmuştur.

“Sürü gütme” ırkları, “sürü koruma” ırklarının tersine, doğal yaşamın zayıfladığı hatta yok olduğu, tarımsal işgücünün kısıtlı ve pahalı olduğu bölgelerde yaygınlaşmıştır.

Çoban köpeklerinin bu 2 farklı kategoriye ayrılmaları, fiziksel farklılıların yanısıra davranış olarak da birbirine zıt 2 farklı karakteri önümüze gerektirmektedir. Doğada eşine rastlanmayacak kadar ilginç bir davranışsal mukayese imkanını bizlere sunan bu 2 değişik yapı, avcı bir atadan gelen köpekler tarafından sergileniyor olmaları açısından da incelemeye değer bilgiler içermektedir. Burada ilginç olan, sürü koruma ve sürü gütme ırklarının, aynı ortamda yetiştikleri (çayırlık), aynı uyarıcı etkenle (koyun) yaşadıkları halde, birbirlerine tamamen zıt davranış sergiliyor olmalarıdır. Birisi sürüyü güderken, diğeri sürüyü avcılara karşı korumaktadır. Öyleyse bu farklılık, kazanılmış genetik bir yapının sonucu olabilir mi? Çevresel faktörlerin bu oluşumlara etkisi nedir?

Davranış karakteristikleri

Köpekler binlerce yıl içerisinde geçirdikleri değişimler sonucu, ataları olan kurtlardan farklı davranışlar sergiliyor olsalar da, onları anlayabilmek için öncelikle ataları olduğunu kabul ettiğimiz kurtların ve kendileri gibi etobur olan doğadaki diğer vahşi canlıların davranış şekillerini anlamamız gerekir.

Son yıllarda köpek davranışları üzerine yapılan çalışmalar, köpeklerin sergiledikleri davranışların doğal yaşamda vahşi etoburların sergilediği “av” motor şablonunun bir yansıması olduğunu göstermektedir. Çoğu iş köpeği, kurt atalarından miras aldıkları bu “av” motor şablonunu değişik şekillerde kullanarak görevlerini yerine getirmektedirler.

Av motor şablonu canlının beslenmeyle sonuçlanan bir seri davranışlar zincirinin tümüne verilen isimdir. Doğal yaşamda etoburlar, bu motor şablonu farklı şekillerde kullansalar da, sonuçta hepsinin ulaşmaya çalıştığı nokta avın besin olarak değerlendirilebilmesidir.

Av motor şablonu çeşitli bölümlerden (sekans) oluşur.
orient / eye / stalk / chase / grabbite / killbite / dissect / consume
Orient: Motor şablonun, araştırma ve yaklaşmayı içeren tesbit sekansıdır.
Eye : Gözle işaretleme.
Stalk: Ava kilitlenerek takibe alınmasıdır.
Chase: Kovalama, koşarak takip.
Grabbite: Yakalama ısırışı.
Killbite: Öldürme ısırışı.
Dissect: Parçalama.
Consume: Tüketme, beslenme.

Yukarıda tarif edilen av motor şablonu, “avcı” statüsündeki hayvanlarda ortaya çıkarken, “av” konumundaki hayvanlarda da karşı bir tepkiye neden olmaktadır. Karşı tepkinin adı “ürkeklik” dir. Ürkeklik sadece “av” konumundaki canlılarda değil, vahşi tüm canlılarda çeşitli şiddet ve hassaslıkta sergilenen başka bir motor şablondur. Ürkeklik, aynı av güdüsü gibi, canlıların doğada varlıklarını sürdürebilmeleri için son derece gerekli bir içgüdüsel davranıştır.

Doğal yaşamda canlılar av olsun, avcı olsun çoğu zaman aynı ortamlarda beraberce yaşayabilirler. Ancak, etoburların sinsice, yerde sürünerek, gözlerini avlarına dikmiş şekilde yaklaşması, av konumundaki hayvanın kaçma güdüsünü tetikler. (ürkeklik) Avcının avına gözle kilitlenmesi sonucu başlayan döngü, avcının pes etmesi veya avın yakalanması durumu gerçekleşene kadar devam eder.

İnsanların binlerce yıl önce evcilleştirdiği koyunlarda, doğal yaşamda “av” konumunda olan birçok canlı gibi, avcıdan kaçma güdülerini atalarından günümüze taşımışlardır. Tarihte insanlarla ilişkiye başlayan ilk “köy köpekleri”’nin “beladan kaçma” (ürkeklik) güdüleriyle beraber bu “avcı” motor şablonunu da kullanmayı bırakmaları ya da azaltmaları gerekiyordu. Köpekleşen kurdun, değişen yaşam ve beslenme şartları nedeniyle böyle bir güdüye de fazlaca ihtiyacı kalmıyordu.

Sürü koruma köpeklerinin davranış karakteristiği

Köpeklerin, koyun sürüsü içerisinde yaşarken, sürüyü ürkütmemelerinin en önemli nedeni av motor şablonu sekanslarını sergilemiyor olmalarıdır. Gözle kilitlenme sekansı sergilemeyen sürü koruma ırkları, koyunların buna karşı gösterecekleri ürkeklik güdüsünü de tetiklememektedirler. Böylece köpeğin sürü içinde bulunması sürüde herhangi bir tedirginlik ve kaçma telaşı yaratmamaktadır.

Dünya üzerinde iş köpeği olarak av motor şablonu sekanslarının kullanılması istenmeyen tek grup “sürü koruma” ırklarıdır. Her ne kadar sürü koruma ırkları av motor şablonu göstermeyen bireylerin tercih edilmesiyle günümüze kadar gelmiş olsalar da, zaman zaman avcılık güdüsü sergileyen bireyler ortaya çıkabilmektedir. Temeli genetik bir kazanım olan sürü koruma davranışı, tüm diğer köpek ırklarında olduğu gibi, doğru yetiştirme yöntemleriyle desteklendiği takdirde fonksiyonel bir yapıya ulaşır. Uygulanacak yetiştirme yöntemleri, köpeklerin yetişkinlik döneminde göstereceği davranış biçimine etki eden çevresel faktörlerin bir bölümüdür.

Sürü koruma ırklarının yetiştirilmesi üzerine elimizdeki en eski yazılı bilgiler, ünlü Romalı düşünür ve yazar Marcus Terentius Varro’nun (MÖ 116-MÖ 27), günümüzden 2050 yıl önce çiftçilerden topladığı bilgilerle derlediği yazılara dayanmaktadır.

Varro’ya göre,

Yavru annesinden olabildiğince erken bir zamanda ayrılarak sürü içerisinde büyütülmelidir,
Yavruya barınması için özel bir yer verilmemeli, sürü içerisinde barınması sağlanmalıdır.
Çevredeki çocuklar ve insanların yavruyla ilgilenmelerine müsaade edilmeli ancak, aşırı sevgi gösterilerek kucaklanmasından kaçınılmalıdır.
Yavrunun fazla büyümesi beklenmeden kısırlaştırılması ileride kendi soyundan olan hayvanlara ilgi duymasını önler. Sürüden ayrılma isteğini yok eder.
Sürüyle yaşayan yavrunun yanlış hareketlerini hemen cezalandırın, koyunları veya keçileri ısırmasına, kovalamasına, yünlerini çekiştirmesine müsaade etmeyin. İsrarla bu hareketlere devam eden köpekleri yok edin.
Köpeklerin gür sesleri olmasını tercih edin, gür sesi olan köpekler varlıklarını daha iyi belli ederler.
Eğer sürü için yeni bir köpek alacaksanız, başka bir sürüdeki köpeği alın, yada hiçbir konuda eğtim almamış bir köpeği tercih edin, ama kesinlikle bir avcı veya kasaptan köpek almayın. Kasabın köpeği, önüne sürekli yiyecek konmadığı için sürüyle beraber yol almakta tembellik gösterecek, avcının köpeği ise çevrede rastlayacağı diğer hayvanların peşine takılacaktır.

Varro’nun yazılarında, günümüzde köpeklerde sosyalizasyon süreci olarak bilinen dönemin nasıl değerlendirilmesi gerektiği, ve iyi bir çoban köpeğinde bulunması gereken vasıflar üzerine bilgiler verilmektedir. Yazıdan anlaşılan bir diğer konu, o tarihlerde olaya köpekçilik açısından değil, hayvancılık açısından bakıldığını açıkça vurgulamaktadır. İşe yaramayacağını düşündükleri köpeğin, hemen yok edilmesi ve sürüyle beraberliğini kesintiye uğratacak cinsel aktivitelerden uzak durmasını sağlamak amacıyla kısırlaştırılmasının önerilmesi, bunun en önemli işaretlerindendir. Varro’nun yazısından çıkarılabilecek diğer bir detay da, günümüz cümleleriyle tarif edilmemiş olsa dahi, av köpeklerinin “avcı” motor şablonunu kullandıklarının ve bu davranışın sürü koruma köpeği için istenmeyen bir özellik olduğunun vurgulanmasıdır. Bununla beraber, gür bir havlama ses tonunun tercih edilmesi de, sürü koruma mekanizmasının nasıl çalıştığı hakkında eski insanların bir görüşe sahip olduklarını düşündürmektedir.

Çoğu davranış bilimci ve uzman tarafından son zamanlara kadar fazla dikkate alınmamış olan bu durum, gerçekte, eski zaman insanlarınca yüzyıllar önce tesbit edilmiş, değerli bir gözlemdir. Temel olarak yazıdan, sürü koruma köpeğinin her şartta sürünün yanında bulunmasının istendiği de anlaşılmaktadır.

Sahip ve onun varlığı ile kurulan bu duygusal bağ, tarihte insanların arazilerinin korunmasında da son derece etkin rol oynamıştır.

Sürü koruma köpeklerinin dünya üzerindeki yaygınlığı ve vahşi yaşamdaki coğrafi çeşitlilik gözönüne alındığında, tek bir yetiştirme metodu ve kullanım şeklinin var olabileceği de düşünülemez. Temel prensipler değişmese bile, bazı detaylarda bölgesel farklılıklar olabilmektedir. Değişmeyen faktör ise avcı ile av arasındaki ilişkidir.

Sürü koruma mekanizmasının çalışma prensipleri

Avcı olabildiğince az enerji kaybıyla mümkün olan en değerli besine ulaşmaya çalışırken, aynı zamanda av konumuna düşmeyeceği bir pozisyonu da korumayı hedef edinir. Bu durum daha önce bahsettiğimiz doğal yaşamın değişmez bir prensibidir. Binlerce koyun ve keçinin bulunduğu bir sürü, avcı hayvanlar için her zaman son derece cazip bir beslenme kaynağını oluşturur. Ancak, avcının beslenme amacıyla çalıştırmaya başladığı “avcı motor şablonu” belli bir noktada sürüyü koruyan köpekler tarafından kesintiye uğratılabilir. Çoğu zaman, avın kolay elde edilemeyeceğini anlayan etobur, hayati bir tehlikeye maruz kalmamak için bu teşebbüsünden vazgeçer. Kısaca sürü koruma görevinin yerine getirilmesi, avcı konumundaki canlının av sürecine başlamasından itibaren “beladan kaçma” (ürkeklik) motor şablonunun tetiklenerek devreye girmesinin sağlanmasıyla mümkündür. Bazı inanışlara göre köpeklerin sürüyü güçleri ve dövüşcülükleriyle koruduğu üzerine belirtilen görüşler tamamen doğru bir bilgilendirme içermemektedir. İri ve güçlü köpekler mutlaka belli bir caydırıcılık faktörüdür, ancak sürü korumadaki esas unsur dövüşe meraklı ve hazır bir köpek değil, avcının ürkeklik davranışını tetikleyecek sürekli uyanık bir köpektir.

Avcı bir canlı olan kurtların soyundan toplayıcılık vasıfları güçlenerek gelen, ve yaşamını insanların sağladığı besinlerle devam ettiren bir canlının, tüm hayatını avlanma becerileri üzerine kurmuş olan diğerine, fiziksel veya taktiksel bir üstünlük gösterdiğini söylemek doğru değildir. Ancak, zaman zaman kurtlarla sürü koruma köpeklerinin karşı karşıya geldiği anlar olabilmektedir. Bu durumlarda şartlara bakıldığından, zaten dikenli metal bir tasmayla hayati bölgeleri koruma altına alınmış köpeklerin karşısına, çoğu zaman ya çok genç veya yaşlı, ya da çevresel faktörler nedeniyle ölümcül seviyede açlığa maruz kalmış, hastalık belirtisi gösteren kurtların çıktığı görülebilir.

Sürü koruma ırkları, yaptıkları işin gereği olarak, koku ve işitme duyularını ağırlıklı olarak kullanırlar ve fazla hareketli bir yapıya sahip değillerdir. Enerjilerini tüm güne yayma gereği nedeniyle, heyecanlı bir karakter de sergilemezler. Bu durum avına kilitlenmeye çalışan avcıyı şaşırtarak, avcının, av motor şablonunun kesintiye uğramasını sağlamakta önemli bir faktördür.

Sürü gütme ırklarının davranış karakterisitiği

Sürü koruma ırklarının geçmişi bundan 150-200 yıl öncesine dayanır. İngiltere adalarında kurt soylarının tükenmiş olmasıyla girilen süreç, sanayi devrimiyle beraber tarım sektöründe insan işgücü satın alınamayacak kadar pahalı olmaya başlamasıyla çiftçiler bazı işlerini köpekler vasıtasıyla görmeye başladılar. Sürü gütme köpeklerinin kullanımıdaki yaygınlık bu süreçlerle başladı.

1790 yılında sürü güden köpekleri kaleme alan Thomas Bewick, “bu sürekli ıslak, çamurlu, rüzgarlı ve kayalık topraklar sürüleri taşıyan köpekler olmasa beş para etmez” diyerek, sürü gütme köpeklerinin hayvancılıkta insanlara sağladığı katkıyı vurgulamaya çalışmıştır.

Sürü gütme ırklarının hayvancılıkta insanlara olan katkıları sadece sürünün güdülmesi yönünden değildir. Hasta, aşı yapılacak, kırkılacak hayvanların tek tek sürüden ayrılıp getirilmesi, ağıla geri sokulması gibi çeşitlilikler arzetmektedir.

Sürü koruma ırklarının tersine, sahip ve sürüyle duygusal bağ oluşumları kuvvetli değildir. Bu yapılan işin de bir parçasıdır aslında. Yetiştirme tarzları da sürü koruma ırklarından oldukça farklıdır. Koyunla duygusal bağ kurmalarını sağlayacak kadar yakınlaşma istenmez. Sürü koruma köpekleri yavruluk dönemlerinde koyunları uzaktan takip edecekleri mesafelerde tutularak, koyuna karşı sergilemesi istenen av motor şablonunun çalışmaya başlaması beklenir. Bu sosyalizasyon süreci sonunda, hareket eden koyunlara karşı en fazla heves gösteren bireyler en tercih edilenleri olurlar.

Sürü gütme ırkları arasında, işin yapılış şekli, arazi şartları gibi faktörlerin etkisiyle değişik tarzlar da gelişmiştir, bazı köpekler havlayarak, bazıları bacaktan ısırarak (nipping) çalışırlar.

Hereketli cisimlere olan ilgileri, sürü gütme ırklarının son 20 yılda şehirlerde de tanınmasını kolaylaştırmıştır. Günümüzde insanların köpeklerle yaptıkları sporlarda esas işileri sürü gütmek olan ırkların kullanılmaları, bu işlere uygun fiziki yapı ve hareketliliğe sahip olmalarındandır.

Sürü gütme mekanizmasının çalışma prensipleri

Sürü gütme davranışı, sürü koruma davranışının tam tersine köpekten “avcı” motor şablonunun kullanılması istenen bir yapıyı gerektirir. Av motor şablonunu kullanarak avına gözüyle kilitlenmiş pozisyonu alan köpek, daha önce bahsettiğimiz, av konumundaki hayvanın doğal ürkeklik davranışını tetikleyerek yer değiştirmesini sağlar. Sürü gütme davranışı, insan tarafından kontrol altına alınmış bir “avcı-av” ritüelinden başka bir şey değildir. Seyrederken verdiği izlenim nedeniyle, köpekteki zekaya hayranlık uyandıran bu ritüel, aslında köpeğin değil, insanın zekasının bir ürünüdür. Sürü gütme üzerine çalıştırılan köpekler, av motor şablonları şekillendirilerek insan tarafından daha fazla kontrol sağlanabilmesi amacıyla, birkaç yüzyıldır komut alma becerileri gözlenerek seçilmektedir. Bu durum, doğal olarak, algısı daha açık ve insan komutuna hızlı tepki verebilen bir yapıyı ortaya çıkartmaktadır. Sürünün istenen yöne hareketinin sağlanması, sürü sahibinin verdiği komutlarla, köpeği av motor şablonunun sekansları arasında ileri ve geri hareket ettirebilmesi sonucu oluşur.

Aslında av köpeklerine özgü bir davranış biçimidir. İnsanlar tarafından yıllar boyu işlenerek koyun gütme işine uyarlanmıştır. Köpeklerdeki bu heyecanlı davranış karakterine paralel olarak, ince yapılı, iri olmayan, hızlı hareket edebilen, ani hareketlere uyumlu bir fiziksel yapı ortaya çıkmıştır. Sürü gütme köpekleri görme ve işitme duyuları ağırlıklı çalışırlar.

Sürtü gütme işi için köpekler tarafından kullanılan başka metodlar da bulunmasına rağmen, ilginç ve tercih edilen yukarıda anlatılan şeklidir.

Doğal şartlardan, insan kontrolüne geçiş

Son zamanlarda köpekçiliğin bir ilgi alanı haline gelmesi ve sürü koruma köpeklerinin dünyanın hemen hemen her bölgesinde milli değer şeklinde sahiplenilmesi sonucu, daha iri, daha güçlü ve daha saldırgan olan bireyler ön plana çıkarılarak, geçmişten günümüze kadar korunmuş olan sürü koruma prensibinin temelinde yatan düşünce yok olmaya başlamıştır. Saldırganlığın, sanki korumayla ilintili bir davranış olduğu şeklinde bir düşünce yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Ancak, günümüzde ekolojik dengenin bozularak doğal yaşamın insanlar tarafından yok edildiği bir dönemde, sayıları zaten tükenme seviyesine gelmiş vahşi hayvanların, köpekler tarafından öldürülmesini teşvik etmek, yakın zamanda dünyanın bazı bölgelerinde olduğu gibi, sürü koruma işinin tamamen son bulmasına neden olabilir. Sürü koruma mekanizması, doğayla insan arasında kurulmuş, çok değerli ve hassas bir bağlantıdır.

Binlerce yıldır sadece yaptıkları işe ve çevre şartlarına adapte olarak gelen, üreme ve seçilim faktörlerine insanlar tarafından fazlaca müdahale edilmemiş, sürü koruma köpeklerini, modern dünyanın tanımladığı şekilde cinsel izolasyon uygulanarak şekillendirilmiş bir “ırk” haline getirmeye çalışmanın bazı sakıncaları bulunmaktadır.

Dünya üzerinde köpek ırklarını tanımlayan üst kurumlar, her zaman ırkları fiziksel standartlarıyla değerlendirir. Kısmen iş testi ibaresi koysalarda “sürü koruma” veya “sürü gütme” tarzı köpeklerin iş kapasitelerini show salonlarında sergileyebilmeleri mümkün değildir. Ancak organizasyonların tüm ırkların üreticileri üzerinde yaratmış olduğu “itibarlı ünvan” kazanma cazibesi, açık arazide görev yapan köpeklerin sahip ve üreticilerini de cezbetmektedir.

Fiziksel standartları yakalayabilmek amacıyla, modern ırklara uygulanan, cinsel izolasyon yöntemiyle, davranışsal yapının gözardı edildiği bir üretim süreci, köpeklerin tarihinde, birçok ırkın, ismi dışında hiçbir etkinliğinin kalmadığı örneklerle doludur. Hatta bu durumun farkına varan bazı ırk dernekleri, köpeklerinin show yarışmalarına sokulmasının önüne geçebilmek için bağımsız ırk tanımlamasından çıkarılmaları yönünde çalışmalar yürütmektedirler.

Başka bazı dernekler ise, ırklarının sadece iş kapasitesine bakılarak değerlendirilmesini sağlayan kriterleri ön plana çıkartmaya çalışmaktadırlar. Davranış ve yapılan iş üzerine odaklanmış bu gruplar, köpeklerin sergilediği fiziksel çeşitliliğe önem vermemektedirler.
Modern “ırk” tanımının temel prensibi olan cinsel izolasyon ve dolayısıyla seçici üretim teknikleri, sürü koruma köpeği yetiştirme metodlarıyla beraber doğru kullanıldığı takdirde, hızlı ve faydalı bir ilerleme sağlanabilir. Aksi takdirde, “iş” köpeği statüsündeki ırkların gelecekteki varlıkları tehlikeye girecektir.

Sonuç

Görevi ve çalışma tarzı ne olursa olsun, köpekler insanlar için önemli bir kazanımdır. Bu kazanımı var olan yapısıyla koruyabilmek ise katma değerdir.

Herkesin kendi sahip olduğu ırk üzerine bir çıkarımda bulunabileceği Raymond ve Lorna Coppinger’e ait bu anı, sanırım köpeklere bakış üzerine kişisel görüşümü de yansıtacaktır.

“Kızak yarışlarına başladığımız ilk yıllarda, takıma yeni köpekler kazandırmak için zaman zaman köpek alıyorduk, Sitka ismini verdiğimiz yeni yavrumuzu da aşıları için veteriner olan Charles Belford’a götürdük. Charlie aynı zamanda o dönemde sayısız kızak köpeği yetiştirmiş, ünlü bir yarışçıydı. Sitka’yı Charlie’ye götürürken, yeni kızak köpeğimiz üzerine görüşlerini almak ve onun ağzından seçimimiz için övgü dolu sözler beklemekteydik. Duruşu, bakışları ve bembeyaz lekesiz kürküyle herkesin hayranlık sözleri sarfettiği yavrumuzu, ona göstermek istiyorduk. Sitka’nın aşıları tamamlandıktan sonra, bir süre havadan sudan konuştuk. Ancak Charlie, Sitka için hiçbir tepki göstermemişti. Sonunda dayanamadım ve atıldım, bu bir kızak köpeği, hiçbir şey söylemeyecekmisiniz?
-Nereden biliyorsun? Hiç kızak çekti mi?”

Eğer bir köpek “iş” yaparak varlığını sürdürüyorsa, ve işinde başarılı kabul edilebiliyorsa, yazılı tüm fiziksel standartların ötesinde, doğru fiziğe sahip köpek, o köpektir.

 

Temmuz 2007
“The Man & His Doggies”

 

 

 

 

 

  • GeriDön  AnaSayfa