KÖPEK EĞİTİMİNDE TEMEL KAVRAMLAR

Yüklendi: 14.11.2010
Güncellendi:
Derleyen: Haldun Mergen, Sc.D.
Kategori: Kinoloji (Cynology)

 

Köpeği eğitmek dediğimizde aslında ne demek istediğimizi bilmediğimiz kanısındayım. Ortada iki varlık vardır, bunlardan biri insanken diğeri köpektir ve bu iki değişik tür değişik şekillerde kendi aralarında iletişirlerken, köpeği eğitiyoruzdan kastin acaba iki değişik tür arasında iletişim kurmak mı olduğunu anlamakta zorluk çekiyorum.
Bu aşamada iki kavramdan bahsetmek istiyorum: Akıl ve Zekâ

Akıl ve Zeka
Akıl: Arapça bir kelime [akıl], düşüncede kavramlar oluşturma ve bunlara göre hükmetme yeteneği olarak tanımlanıyor. İçgüdüsel davranış ve akıl yürüterek davranış birbirinin karşıtı olan kavramlar. Cinsellik veya kösnüllük içgüdüyle eyleme dökülen davranış biçimi; ama olayların benzerliğinden kurallara varma davranışı, akıl yürütülen bir davranış biçimi. Kısacası akıl için, birbiriyle bağlantı kurarak kıyaslayan, inceleyen düşünce ve anlama, yani kelimelerin ve kavramların anlamlarını öğrenme, öğrenilenleri bellekleme ve bilme yeteneği de diyebiliriz. Aklın akıl olabilmesi için çok çalıştırılması gerekmektedir.

Zekâ: Arapça bir kelime [zekâ], Türkçede anlamak fiilinden gelen bir isim olarak [anlak] deniyor. Zekâ,  zihin ya da bilincin, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneğidir. Başka bir deyişle anlak, zihnin birçok yeteneğinin uyumlu çalışması sonucu ortaya çıkan bir yetenekler bileşkesidir. En geniş anlamıyla, genel zihin gücü olarak da tanımlanabilir. Zihnin algılama, mantıklama, uslamlama, gibi birçok işlevini içerir. Kısacası zekâ için, edinilen bilgilerden yararlanarak sorunları halletme yeteneği de diyebiliriz.
Temelde zekâ, doğa vergisi bir yetenektir. Doğuştan gelir ve kalıtımın etkisiyle belirlenir.
Akıl sayesinde öğrenilenleri ve belleklenenleri karşılaştırarak problemler karşısında değişik çözüm yolları üreten zekâ, belli metotlarla ölçülebilir bir niteliktir. 

Öğrenme
Öğrenme dediğimizde, bu yetinin insan ve köpek yavrusunda nasıl geliştiğine de bakabilmemiz gerekmektedir.
İnsan yavrusuna, ebeveynleri veya öğretmenleri tarafından bir takım kelimeler öğretilir. Bu kelimeler fiiller ve nesnelerle desteklenir. Böylece insan yavrusu kelimeleri kelime-hafızasına, eylem-ve-nesneleri eylem-nesne hafızasına depolar. Yaşamı esnasında algılayıcıları vasıtasıyla algıladığı eylem-ve-nesneleri kelime-hafızasındaki kelimelerle eşleştirir. Böylece bilincinde kelimelere indirgediği eylem-ve-nesneleri, aklıyla anlamlandırıp, düşünerek zekâsıyla mantıklama işleminden geçirip bir çözüme ulaştıktan sonra yine aklıyla bu çözümlere hükmetme veya hüküm verme sonucuna varır. Akıl-zeka çifti, sebep-sonuç ilişkilerini anlama yetisine sahip olabilmek için vardır.
Köpek yavrusunda, öğrenme işlemi aynı insan yavrusunda olduğu gibi akıl seviyesinde gelişir. Ama öğrenilen şey kelime değildir. Algılayıcıları vasıtasıyla algıladığı eylem-ve-nesneleri doğrudan eylem-nesne hafızasına depolar. Bellekleme de akıl vasıtasıyla yapılır ve indekslenir (işaretlenir). Yavrunun ebeveyn ve öğretmenleri eylem-ve-nesnelere bir başka hafızada bu eylem-ve-nesnelere tekabül eden bir kelime öğretmezler. Dolayısıyla eylem-ve-nesnelerle onlara verilen isimler arasında bir eşleşme yapılmaz. Eylem-ve-nesneler kelimelere indirgenemediği için, doğal olarak kalıtsal bir zeka ile donatılmış köpek yavrusunda algılama, mantıklama, uslamlama gibi işlevler için zekasına çok iş düşer. Annesi veya öğretmeni tarafından öğretilen eylem-ve-nesneler tekrar algılandıklarında o eylem-ve-nesnelere bir isim bir kelime atfedilmediği için, bilme işlevi, [5+] algılama duyusundan en az 2 tanesinin analizinden sonra, yani eşleşmesinden sonra oluşabilir.
Örneğin; bir yavruya uzaktan annesinin yaklaşmakta olduğunu farz edelim. Yavrunun anneyi öğrenmesi, anneyi görmek, kokusunu almak, sıvılarını tatmak, sesini duymak ve bedenine temas etmek gibi algılayıcılardan gelen bilgilerin belleklenmesi suretiyle oluşmuştur. Duyuların öncelik sıralamaları ve hiyerarşik yapıları vardır. Duyular fiziksel ve kimyasal duyular şeklinde ikiye ayrılır.
Fiziksel duyular: Görme, duyma, dokunma
Kimyasal duyular: Koklama, tatma
Kimyasal duyular fiziksel duyulardan önceliklidir. Grupların içerisinde de öncelik sıralaması mevcuttur, şöyle ki Görme fonksiyonu öncelik katsayısı, duyma fonksiyonunkinden daha düşüktür. Keza duymanınki de dokunmanınkinden daha düşüktür. Böylece ilk öncelik görmeye, sonra duymaya en son olarak da dokunmaya verilmiştir.
1-Görme ; 2-Duyma; 3-Dokunma

Aynı şekilde kimyasal duyularda koku-alma, tat-alma foksiyonundan daha önceliklidir, şöyle ki;
1-Koku-alma; 2-Tat-alma
Bu yavrunun annesini tanıyabilmesi için onu görmesi yeterli değildir. Bu durum yavrunun veya erişkin yaşa geldiğinde erişkinin görme duyusunun yeterli olmadığı anlamına gelmeyecektir. Anneyi tanıması için görmenin dışında diğer [4+] duyunun en önceliklisinden gelen veriye gerek duyulmaktadır. Bu en öncelikli ek veri de koku alma duyusundan gelen veri olacaktır. Yani yavru anneyi görecek artı kokusunu alması gerekecektir.

Yukarıda köpeğin bir şey öğrenebilmesi için, kelime hafızası olmadığından, zekasına çok yüklenmesi gerektiğini söyledik.
Yanı sıra, zekanın kalıtsal bir doğal yetenek olduğunu da ekledik.
Bir köpeği eğitim aşamasında, eğitmen olarak, köpeğin doğal gelişim sürecindeki eğitmenini yani köpeğin annesi veya öğretmenini kullanmak mümkün değildir.  Çünkü burada köpeğe bir şeyler öğretilecektir ve bu öğreten, köpek ile aynı türden bir varlık değildir. Öğretmen insandır. Ve insan başka bir türden olan köpeğe öğretmesini bilmemektedir. O ancak bir insan yavrusuna öğretim yapabilir. Çünkü her ikisinin de kelime hafızaları olacaktır. Ama ya köpeğin; köpeğin kelime hafızası diye bir şeyi yoktur. Eylemler ve nesneler köpeğin öğrenimi aşamasında isimlendirilememiştir ki,  ona, misal, bir nesne gösterilmiş ve bu nesnenin karşısında nasıl davranılacağı öğretilmiştir. Bir eylem oluşmuş veya sahnelenmiş, ve annesi ona bu eylem karşısında bire bir davranışı göstererek, yavrunun nasıl davranması gerektiğini öğretmiştir.
Yani insan türünden değişik bir morfolojiye sahip bir hayvana, kendi türümüze öğrettiğimiz gibi öğretim yapmanın imkansızlığı buradan anlaşılmaktadır.

Eğitime Giriş
Bu imkansızlığı aşmak amacıyla ilk teklif edilen metot zeka seviyesi yüksek olan köpekleri kullanmak olmuştur.
Teklif edilen ikinci metot, ırk köpekler kullanılması gerektiğidir. Bir ırk köpek kırıldığında özüne döner. Köpeğin özü onun vahşi doğasıdır. Irk köpek kırıldıkça kurtlaşır. Özüne dönen köpek ise insana değil ihtiyaçlarına itaat eder. İhtiyaçları onun içgüdüleridir. Hayvanın temel içgüdüleri, onun beslenmesi, yaşaması ve üremesi üçlüsünden geçer. Bir köpeği eğitebilmek ilk önce onun itaat etmesinden geçmektedir. Eğitim esnasındaki konuların öğretilebilmesi o konu hakkında verilen komuta köpeğin itaat etmesini gerektirir. Demek ki kırılmış bir köpeği eğitmek istiyorsak eğer, onun ihtiyaçlarına yani onun içgüdülerine uygun konular seçmek gerekecektir. Dolayısıyla bu konuların sayısı üç olduğundan, eğitim, amacı dışına çıkmaktadır.
Hal böyle olunca, ırk köpekleri de zekâ seviyelerine göre sınıflandırmak gerekliliği ortaya konmuştur.

Zekâ seviyesi deyince ilk önce bunun neye göre olduğunu tarif etmek gerekecektir.
Üç tip köpek zekası tarifi bulunmakta:
1-Adapte olabilen, intibak edebilen zekâ, yani öğrenebilme ve problem çözebilme yetisini gösteren zekâ
2-İçgüdüsel zeka, içgüdünün kendisine emrettiği konuları çözebilme yetisini gösteren zekâ
3-Çalışsal ve İtaatsal zeka, yani itaatsal ve çalışsal konuları kısa sürede algılama ve anlayabilme yetisini gösterip, konularla ilgili problemleri çözebilme yetisini gösteren zekâ

Birinci ve ikinci kategorideki zekâ katsayıları (ZK) bireysel ZK testleriyle ölçülebilir değerlerdir.
Ama üçüncü kategorideki zekâ ölçümleri ırka göre değişkenlik göstermektedir. 

Irkların Kategorik Sıralanması
The Intelligence of Dogs (Köpeklerin Zekası) kitabında Prof. Dr. Stanley Coren, köpek eğitmenlerinin incelemelerine dayanarak, yeni bir komutu anlamak ve o komuta itaat etmek kıstaslarına dayanarak bir tablo yayınlamıştır.
Aşağıdaki tablo tüm ırkları belirtmiş olmaktan uzak bir tablodur, ama burada konumuza temel teşkil etmesi açısından önemli bir kıstas oluşturacağına inanıyorum.

 

1

2

3

4

5

6

En Zeki Köpekler

Müthiş İş Köpekleri

Ortalamanın Üzerinde İş Köpekleri

Ortalama İş/İtaat Zekâsına sahip Köpekler

Düşük İş/İtaat Zekâsına sahip Köpekler

Çok Düşük İş/İtaat Zekâsına sahip Köpekler

A>

<5

5-15

15-25

25-40

40-80

80-100

%İ>

%95 ve >

%85 ve >

%70 ve >

%50 ve >

%30 ve >

%25 ve >

1

Border Collie-HeS

Pembroke/Welsh Corgi-He,Dd

ChesapeakeKoy Retrieverı-Sp
Puli-He
Yorkshire Terrier-W*,Hu

Yumuşaktüylü Wheaten Terrier
Bedlington Terrier
Smooth Fox Terrier

Skye Terrier

Shih Tzu

2

Poodle-Kaniş-HuWr,C

Minyatür Schnauzer-Fd,Wd,C

Dev Schnauzer-W

Kıvırcıktüylü Retriever
İrlanda Wolfhound

Norfolk Terrier
Sealyham Terrier

Basset Hound

3

AlmanÇobanKöpeği-W,He,Gu,Wp

İngiliz Springer Spaniel-Sp,Gd

Airedale Terrier-W
Bouvier Des Flandres-He

Kuvasz
Avustralya Çoban Köpeği

Pug

Mastiff
Beagle

4

Golden Retriever-W,HuWr,C

Belçika Tervuren-HeS

Border Terrier-W
Briard-He,Gu

Saluki
Finnish Spitz
Pointer

Fransız Bulldog

Pekingese

5

DobermanPinscher-W,Gu

Schipperke-Wd,Bd,C
Belçika Koyun Köpeği-He,GuS

Welsh Springer Spaniel-Sp

Cavalier King Charles Spaniel
German Wirehaired Pointer
Black & Tan Coonhound
Amerikan Su Spanieli

Bürüksel Griffon

Maltese/Maltalı

Bloodhound

6

Shetland Koyun Köpeği-HeS,Fd

Collie-He
Keeshond-Bd,C

Manchester Terrier-C*

Sibirya Husky’si
Bichon Frise
İngiliz Oyuncak Spaniel

İtalyan Greyhound

Borzoi

7

Labrador Retriever-Sp,Wt

Kısatüylü Alman Pointer-Sp,Gd

Samoyed-W

Tibet Spanieli
İngiliz Foxhound
Otterhound
Amerikan Foxhound
Greyhound
Wirehaired Pointing Griffon

Çin Crested’ı

Chow Chow

8

Papillon-C

Düzkürklü Retriever-Sp,Hu
İngiliz Cocker Spaniel-Sp,Hu
Düz Schnauzer-W,Gu

Field Spaniel-Sp
Newfoundland Köpeği-W,Res
Avustralya Terrieri-Hu
American Staffordshire Terrier-Sp
Gordon Setter-Sp
Sakallı Collie-He

West Highland White Terrier
İskoç Deerhound

Dandie Dinmont Terrier
Petit Basset Griffon Vendeen
Tibet Terrier’i
Japon Çinlisi
Lakeland Terrier

Bulldog

9

Rottveiler-W,Gu,DdC

Brittany-Sp,HuB,C

Cairn Terrier-Hu
Kerry Blue Terrier-Hu
Irlanda Setteri-Sp

Boxer
Büyük Danua

Eski İngiliz Koyun Köpeği

Basenji

10

Avustralya Sığır Köpeği-HeC,GuS

Cocker Spaniel-Sp,C,Hu

Norveç Mus Köpeği-Hu

Dachshund
Staffordshire Bull Terrier

Büyük Pyrenees

Afgan Tazısı

11

 

Weimaraner-Sp,Hu,C

Affenpincher-C,Wd
Silky Terrier-C,Hu
Miniature Pinscher-C,HuV
English Setter-Sp,HuB
Firavun Av Köpeği-HuR
Clumber Spaniel-Sp,Gd

Alaska Malamute’u

İskoç Terrieri

Saint Bernard

 

12

 

Belçika Malinois-HeS
Bernese Dağ Köpeği-W,Dd,Wd

Norwich Terrier-HuV

Whippet
Çin Shar-pei’i
Wire Fox Terrier

Bull Terrier

 

13

 

Pomeranian-He,C*

Dalmaçyalı-Cd

Rhodesian Ridgeback

Chihuahua

 

14

 

İrlanda Su Spanieli-Sp,Wt

 

İberya Av Köpeği
Gal Terrier’i
İrlanda Terrier’i

Lhasa Apso

 

16

 

Vizsla-Sp,Hu,C

 

Boston Terrier
Akita

Bullmastiff

 

17

 

Cardigan Welsh Corgi-HeC,Fd

 

 

 

 

A

Yeni bir komutu kaç tekrarda anladığı

Komuta itaat yüzdesi

 

 

Bd

Barge Dog; Mavna Köpeği

C

Companion, Kompanyon Köpekler

Cd

Coach Dog, Carriage Dog; Fayton Köpeği

Dd

Driver Dog – Sürü sürme köpeği

DdC

Cattle Driver Dog – Sığır Sürme köpeği

Fd

Farm Dog – Çiftlik Köpeği

Gd

Gun Dog, Kuş Köpekleri, Kuş avı köpeği

Gu

Guardian, Koruma Köpeği

GuS

Livestock Guardian Dogs, Sürü koruma köpeği

He

Herding Dog, Sürü-gütme köpeği

HeS

Sheep Herder Dog, Koyun Gütme Köpeği

HeC

Cattle Herder Dog, Sığır Gütme köpeği

Hu

Hunter, Av Köpeği

HuB

Bird Hunter, Kuş av köpeği

HuR

Rabbit Hunter, Tavşan Av Köpeği

HuV

Vermin Hunter, Haşerat ve fare av köpeği

HuWr

Hunter water retriever dog-Sulak kuş avı

Sp

Sportive Dog, Köpekli Spor Köpeği

W

Working Dog – İş Köpeği veya Çalışan Köpek

Wp

Police Dog, Polis İş Köpeği

Wd

Watch Dog – Bekçi Köpeği

Wt

Water Dog, Balıkçılarla çalışan su köpeği

 

 

Yorumlar
Köpeklerin hepsinin az veya çok gelişmiş içgüdüsel zekaları mevcut. İçgüdüsel zekâları gelişmiş olan her ırk çok iyi ve kolay eğitilebilir bir ırk olmamakta. Bu tablodan bir örnek verecek olursak, Saint Bernard çok güzel bir örnek teşkil edebilir. St. Bernard insana çok yakın bir dağ köpeğidir. İçgüdüsel zekasından faydalanılarak kar altında arama ve kurtarma köpeği olarak kullanılmıştır. Ama eğitilebilirlik zekâ sıralamasında, bu tablodan görüleceği üzere, çok aşağılarda yer almaktadır (Beşinci kategoride, 11. Sırada).
Bizi ilgilendiren köpeklerin eğitimi olduğuna göre, bu tablodan çıkartacağımız bir takım dersler vardır.
Ufak bir analiz yapacak olursak, 15 komut tekrarının fazla bir tekrar olduğunu anlamakta zorluk çekmeyeceğiz. Aynı komutu her defasında aynı şekilde bir köpeğe vermek zaten zor bir işlemken 15 defa aynı şeyi tekrarlamak daha da zor ve zaman alıcı bir eylem.
Köpek bu komutu öğrenmeli ve arkasından da o komut her verildiği defa itaat etmeli sorunu da işin içine girdiğinde zorluk, süre ve sabır, sınırları zorlamaya başlamaktadır.

Bir eğitmenin, hangi ekolden olursa olsun (Klasik veya Pozitif), eğitmeyi planladığı köpekler muhakkak ilk iki kategoriden olması gerekmektedir. Örneğin Bull Terrier’ler içgüdüsel zekaları oldukça gelişmiş olan köpeklerdir ama 5. kategoride, 12. Sırada bulunmaktadır. Eğitilmeleri içgüdüsel eğilimlerine yakın amaçlar için olduğunda çok kolaydırlar (parçalama, saldırma, kavga etme….vs.). Buna karşılık sosyalleşme yönündeki eğitime uygun değillerdir. Komut alırlarmış gibi görünürler ama içgüdüsel eğilimleri ağır bastığı an öğrendikleri komutlara hiç cevap vermez olurlar. Onun için bu kategoride bir komutu öğrenme tekrarı 40 ile 80 arasındayken, öğrenilen komuta itaat etme oranı %30 civarlarındadır. Yani köpeğin öğrenmiş olduğu komutu 100 defa vereceksiniz, ve köpek bunun sadece 30 defasına itaat edecek. Bu değer çok düşük bir değerdir.
Avustralya çoban köpeği içgüdüsel zekası üst seviyelerde olan bir koyun gütme köpeğidir. Bu yeteneği sayesinde belki de hiçbir komut almadan koyun sürülerini güder. Bu yüzden 4. kategoride 3cü sırada bulunmaktadır.
Eğitime en kolay cevap veren ırklar 1ci ve 2ci kategorideki ırklar olacaktır.

Duyular
Yukarıda Duyuların öncelik sıralamaları ve hiyerarşik yapıları olduğunu söylemiştik. Duyular, fiziksel ve kimyasal duyular şeklinde ikiye ayrılır.
Fiziksel duyular: Görme, duyma, dokunma
Kimyasal duyular: Koklama, tatma
Kimyasal duyular fiziksel duyulardan önceliklidir. Grupların içerisinde de öncelik sıralaması mevcuttur, şöyle ki Görme fonksiyonu öncelik katsayısı, duyma fonksiyonunkinden daha düşüktür. Keza duymanınki de dokunmanınkinden daha düşüktür. Böylece ilk öncelik görmeye, sonra duymaya en son olarak da dokunmaya verilmiştir.
1-Görme ; 2-Duyma; 3-Dokunma

Aynı şekilde kimyasal duyularda koku-alma, tat-alma foksiyonundan daha önceliklidir, şöyle ki;
1-Koku-alma; 2-Tat-alma
Duyuların öncelik sıralaması olması ve bu şekilde sıralanması köpeğin hayatta kalabilme içgüdüsünden ileri gelmektedir. Köpek atacağı her adımda bir tehlike var mı diye sürekli etrafını kontrol eder. Bu kontrolü da en öncelikli duyu olan koku-alma duyusuyla yapar. Eğer birkaç tecrübeden sonra ortam köpeğe güvenli geliyorsa artık atacağı adımları ince eleyip sık dokumadan da yapabilir, ama her zaman tetiktedir.

Eğitim Yöntemleri
Eğitim esnasında da köpeğin eğitmenine çok güven duyması gerekmektedir. Bu ilkeden yola çıkarak köpeğin en güvendiği kişi olan sahibi tarafından eğitilmesi en başarılı eğitim yöntemi olacaktır. İlke, önce sahibin eğitilmesi, devamında da eğitilen sahibin köpeğini eğitmesi olarak kurgulandığında, son yıllarda uygulanmaya başlamış olan pozitif eğitim yöntemleri de kendiliğinden ortaya çıkmış olmaktadır.
İlk başlarda eğitim denince korku ve sindirme üzerine kurulmuş, klasik eğitim sistemleri hüküm sürmekteydi. Bu sistemde sahip köpeğini bir eğitim merkezine bırakıyor, eğitmen köpek ortama alışsın diye ilk önce köpeği 4-5 gün boyunca ortamda hiçbir eğitim yaptırmaksızın bulunduruyor (?). Sonradan içgüdülerini korku yöntemiyle baskı altına alarak köpeğin verilen komutlara itaat etmesi sağlanıyor. Bazen içgüdüleri baskı altına alma yöntemleri kantarın dışına çıkarak şiddete dönüşmekte olduğundan, köpek eğitim merkezinde komutlara zorla itaat ediyor fakat sonrasında hiçbir şekilde komutları takip etmemeye başlıyor.
Uygulamalar çok hassas dengelere bağlı olarak başarıya ulaşıyor veya sınıfta kalıyor.

Irkları Sınıflandırmak
Herşeyden önce her köpeğe aynı gözle bakmamak gerekmekte. Yukarıda da söylendiği üzere, kırma ırkları bu problemin dışında tutarsak, bir kere köpekleri ırk karakterlerine göre kategorilere ayırmamız gerektiğini düşünüyorum.
Konumuzla ilgili olarak ırkları sınıflara ayırırken, insanların onları hangi amaç için kullandıklarına bakılması gerekmektedir. Buna göre köpek ırklarını 7 sınıfa ayırmak mümkün.

1-Çoban Köpekleri veya Sürü-koruma Köpekleri
2-Sürü-gütme Köpekleri
3-Koruma ve Bekçi Köpekleri
4-Av Köpekleri-İçgüdüsel Zekalı
5-Av Köpekleri-İtaatsal Zekalı : Sportif Köpekler
6-İş Köpekleri [İz-sürme, Arama-kurtarma, Asistans , Deteksiyon-Algılama, Saldırı, Rehberlik, Alarm, Polis, Hizmet, Kızak, Tedavi, Savaş]
7-Kompanyon Köpekler

 

Dikkat edilirse insanoğlu göçebe düzenden yerleşik düzene geçtiğinde ve tarım toplumu olup hayvancılıkla uğraşmaya başladığında, sürülerin başında, onları vahşi hayvanlardan korumak amacıyla, sürekli köpekler bulunmuşlardır. Bunlara çoban köpekleri demek yerine Sürü-koruma köpekleri demek daha doğru bir tanımlama olacaktır. Aslında sürüyü korumak köpek için başlı başına bir iştir. Fakat köpek burada içgüdüsel zekasını kullanmakta, komut-anlama ve itaat etme zekası geriden gelmektedir. Dolayısıyla bu gurup köpekleri eğitebilmek oldukça zordur.
Aynı şekilde av köpeklerinin bir bölümü bu guruba girerler. Bu kategori de genelde içgüdüsel hafızasını kullanan köpeklerdir. Daha doğrusu bir kısım av köpeklerinde, av esnasında köpeğin içgüdüsel hafızası kullanılması istenmiş ve köpek hiçbir şekilde eğitime tabî tutulmamıştır. İnsanoğlu göçebe düzendeyken ve besin döngüsünü tamamlamak için hayvan beslemezken, doğal olarak avlanmak mecburiyetindeydi. Ama bu dönemde henüz kurt insana yanaşmamış olduğundan, köpek türü ve türleri de oluşmamış idi. Yerleşik düzene geçilince ve yavaş yavaş köpek türleri ortaya çıkmaya başladıkça, çiftçiliğe geçen insan tabii ki avlanmaktan vazgeçmedi. Değişik köpek ırkları insana avlanmada yardımcı olmaya başladılar. İşte bu köpeklerden türemiştir içgüdüsel hafızalarını kullanan av-köpeği ırkları.
Diğer bir grup av köpeği de değişik eğitimlere tabî tutulmuş ve onlardan bir takım köpekli spor faaliyetlerinde yararlanmak üzere, değişik komutlara itaat etmesi istenmiştir. Bu grup köpek değişik seviyelerde bu komutlara itaat edince onları ayrı bir grup altında sınıflandırmak gerekli görülmüştür. Bu sınıfı, Sportif Köpekler sınıfı diye adlandırmak alışılagelmiştir.
Buna karşılık, sürü-gütme köpekleri, koruma-bekçi köpekleri ve iş köpekleri itaatsal ve çalışsal zekalarını kullanma yetileri yüksek köpeklerdir ve eğitilebilirlikleri oldukça kolaydır. Yine Sportif Köpekler sınıfı diye ayırdığımız gruptaki köpeklerin de artık içgüdüsel zekaları intibak edebilen, adapte olabilen zeka haline dönüştürülmüş olduklarından itaat etme kapasiteleri artmıştır ve eğitilebilirlikleri oldukça kolaylaşmıştır.

Kompanyon köpekler grubu özel bir sınıf olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslında insanoğlu yerleşik düzene geçtikten sonra ve köpek ırkları belirmeye başladığında, kompanyon köpekler grubu diye bir grup geliştirilmemiştir. Kompanyon köpekler ancak son yüzyıllarda ortaya çıkarılmış ataları diğer gruplara mensup hibrid köpeklerdir. Dolayısıyla itaatsal ve çalışsal zekaları güçlü atalardan türetilmiş olan kompanyon köpek ırkları çok kolay eğitilebilirken, içgüdüsel zekaları güçlü atalardan türetilen kompanyon ırklar çok zor eğitim alırlar. Nitekim, yukarıdaki tabloda ikinci kategoride 13cü sırada görülen Pomeranian, kompanyon sınıfından bir köpek. Ataları kızak köpeğinden ve koyun-gütme köpeklerinden gelme. İlk başlarda 13 kg’lık ağırlığıyla koyun güden bu köpek sonraları 2 kg’lık bir köpek olarak evlere giriyor ve kompanyon sınıfına dahil oluyorlar. Ataları itaatsal ve çalışsal zekaları güçlü atalardan geldiklerinden kolay eğitilebilen bir ırk ve dolayısıyla ilk 2 kategoride yer alıyorlar.
En bariz örnek 1ci kategorinin tepelerinde, 2ci sırada olan Poodle yani nam-ı diğer Kaniş. Zamanında Almanya’da su-retrieveri olarak çok kullanılıyor. Sonraları Portekiz ve Fransa’da su-köpeği olarak da kullanılan bu ırkın atalarının Eski-Macar-Çoban-Köpeği ve oradan bir sürü-gütme köpeği olan Puli olduğu sanılmakta. Çok keskin koku alma duyusu nedeniyle toprak altında yetişen domalan-mantarı avında kullanılmasıyla da ünlü bu ırk, itaatsal ve çalışsal zekasının çok gelişmiş olmasından dolayı, 20ci yy’da yoğun bir şekilde sirklerde kullanılmıştır.

 

Hangi Sınıfa Hangi Yöntem?
Şimdi soru, eğitimleri kolay olan bu grup köpeklerin hangi metod ile eğitileceği sorusudur. Bu konuda karar vermenin bilgi ve deneyim gerektireceğini de hemen buraya ekleyelim.

Metod seçiminde bize yardımcı olacağını düşündüğüm bazı mekanizmaları burada masaya yatırmak amacıyla birkaç örnek vermek istiyorum.
Önce sürü-gütme köpeklerinin en mükemmeli olan Border Collie(BC) eğitimini ele alalım. Sürü gütme işleminde BC, bir et-obur avcı konumunda, sürü bireyleri de av konumunda olacaklardır. Sürü gütme işine bir BC’yi nasıl hazırlamak, onu nasıl eğitmek gerekir sorusunu cevaplamadan önce, doğada, köpek gibi avcı et-oburların avlanırken kullandıkları ve kendilerine yaratılış olarak veya içgüdüsel olarak verilmiş, av motor sekansı diye adlandırılan bir şablondan bahsetmek yararlı olacaktır.  
Av motor sekansı şablonu, beslenme amaçlı avlanma olarak hayvanda ortaya çıkan, birbirini takip eden farklı hareketlerin, başlama ve bitme  eylemleri silsilesine verilen isimdir. Birbirinden farklı olan ancak fonksiyonun yerine getirilebilmesi açısından birbirine bağımlı olan bu süreçlerin ardışık yani birbiri ardında sıralanmasından dolayı bu eylemler sekansiyel olarak uygulandığından, avlanma motor hareketinin bütününe SEKANS demek yerinde olacaktır.

Av Motor Sekansı (AMS) şablonu aşağıdaki ardışık sürelerin eyleme dönüştürülmesinden oluşur.

Orient(O)-Eye(E)-Stalk(S)-Chase(C)-Grabbite(G)-Killbite(K)-Dissect(D)-Consume(C)
OESC-GKDC

Orient: Araştırma ve yaklaşmayı içeren, koklama ve görme duyularıyla farketme süreci;
Eye: Bakışla kilitlenerek işaretleme süreci;
Stalk: Ava kilitlenmiş bir şekilde sürünerek takibe alma süreci;
Chase: Kovalama süreci;
Grabbite: Yakalama ısırışı süreci;
Killbite: Öldürme ısırışı süreci;
Dissect: Parçalama süreci;
Consume: Tüketme yani beslenme süreci

AMS, şablonundan da rahatça anlaşılacağı gibi “av”’ın farkedilmesi ile başlayıp beslenme ile sonuçlanan bir sekantır. Bu sekansın içerisindeki süreçler, her et-obur avcıda aynı şekilde çalışmayabilir, kimi avcıda sonuca ulaşabilmek için süreçlerin sırası son derece önemliyken, bazılarında her sürecin aynı sekansta yani sıralamada devreye girmesi gerekmeyebilir. Sekansın kesintisiz çalışabilmesi için ürkme faktöründen arınmış olması gerekir. Ürkeklik faktörü sekans kırıcı veya sekansı sekteye uğratıcı olarak her tür ve her ırkta devreye girmeyebilir. Her avcı et-obur ürkeklik faktöründen ürkmeyebilir. Yani, misal, havaya ateş edilmesi bir ürkeklik veya ürkütme faktörüdür; AMS esnasında havaya ateş etmekten her et-obur tür veya bir türün ırkı, veya burada her köpek ırkı ürkmeyebilir.

İşte, bir iş köpeği olup da aynı zamanda mükemmel bir sürü gütme köpeği olan Border Collie’nin ürkme faktörüne müspet yani pozitif cevap vermesinden yararlanılarak sürüyü gütmesi eğitimi verilebilmektedir. Hemen hemen tüm köpekgillerde ve köpek ırklarında kesintisiz çalışan AMS sekansı sadece birkaç sürü-gütme köpeğinde kırılabilmektedir. Buna en önemli ve başta gelen örnek ise BC’dir.
Sürü gütme eğitimi çalışması esnasında, BC’nin, sürü bireyi olan, misal, koyunu bir av olarak göreceği aşikârdır. Bu çalışmada koyun da zaten kendini bir av olarak kabul etmektedir. BC koyunu avlama işlemine AMS şablonuyla başlar. Sekansı kırabilmek pozitif eğitim yöntemleriyle mümkün değildir. Burada BC’nin AMS’nı kırabilmek için hayvanı ürkütmek ve bu kırma işleminden sonra bir komut vermek gerekecektir. Genelde ürkütme, verilen komutun içerisine entegre edilerek yapılır. Örnek, BC’nin sürüyü çevirmesi sonrasında verilen YAT komutu içerisine sert söyleme, yüksek sesle söyleme gibi tonlar eklersek hayvanı ürkütmüş oluruz. Komutu sürekli doğru yapmaya başladığında da normal bir tonda komut verilerek aynı sonuç elde edilecektir.

Aynı şekilde mükemmel bir koruma ve saldırı köpeği olan AÇK’nın saldırı eğitimi esnasında pozitif yöntemler kullanmak, amaca ulaşmayı sıfıra indirir.
Saldırı sürecinde köpek, rakip insanda salgılanan adrenalin hormonunun konsantrasyonuna göre davranır. Her iki tür de, insan da köpek de adrenalin salgılar. Adrenalin veya epinefrin salgılanması, her iki türde de, stres(korku) veya fiziksel aktivitenin artması sonucunda oluşur. Adrenalin hormonu böbrek-üstü bezlerinden ve merkezi sinir sistemi nöronlarından salgılanır. Ama her iki türdeki (insan ve köpek) alfa ve beta reseptörlerinin zıt konsantrasyonları sebebiyle, insanda korkuyla daha çok, fiziksel aktivitenin artmasıyla daha az salgılanan hormon, köpeklerde tam tersine, fiziksel aktiviteyle daha çok, buna karşın korkuyla daha az salgılanmaktadır. Zaten bunun içindir ki köpekten korkan bir insan adrenalin salgıladığında, karşısındaki köpek, insanı kendine saldırmaya hazırlanan bir rakip olarak algılar ve güçsüz olarak gördüğü rakibine doğru, karşı saldırıya geçer. Köpeğe, değişik formlarda veya renklerde kıyafet giymiş olan bir tehditkâra saldırmasını öğretebilmek için ilgili kıyafetler giymiş bir kişiyi köpeğin karşısına çıkarıp, ona bir takım garip hareketler yaptırtıp kişinin fiziksel aktivitesini arttırıp adrenalin salgılamasını sağlarlar. Böylece salgılanan adrenalin sayesinde bir tehdit algılayan  köpek hemen rakip olarak gördüğü tehditkara saldırır. Isırık geçirmeyen giysilere bürünmüş kişi rahatlıkla köpeği çekiştirip onu tahrik etmeyi başarır ve eğitim de amacına ulaşmış olur. Aynı sonucu pozitif eğitim metotlarıyla elde etmek mümkün müdür? Değildir, çünkü pozitif eğitim ödüle bağlı bir eğitimdir, agresiflik içermeyen bir eğitim metodudur.
Örnekleri çoğaltmak mümkündür.

 

Bunlara karşın, itaat eğitimlerinde veya beceri eğitimlerinde pozitif metotlar yerinde bir eğitim uygulaması olacaktır. Ödüle dayalı ve kliker destekli pozitif bir uygulama bu tip köpekli spor branşlarında, sindirme ve korkutmaya dayalı veya ihtiyaç kısıtlamaya dayalı klasik eğitim metotları yanında, köpeğin davranış bozuklukları eğiliminde olmaması açısından dikkatle üzerinde durulması ve seminerlerle desteklenmesi gereken bir konudur.
Diğer bir husus, ödüle bağlı pozitif eğitim metotlarında komutu uygulayan köpeğe tek tip ödül, ki bu genellikle mama cinsi bir ödül olmaktadır, ve her ırka, ırkın sınıfına bakılmaksızın, uygulanan ödüldür.
Bir iş köpeğinin ödülü mama değil o köpeğe yaptırılan iş olmalıdır. Bizlerin oyun olarak algıladığımız tüm uygulamalar, iş köpeği için bir görevdir ve bu görevi yapmayı çok sever, onun için işi yaptığında köpeğimize mama yerine bir ‘aferin’ verirsek dünyalar onun olur.

Her iki ekol için de, eğitim amaçlı süje seçerken dikkat edilmesi gereken en önemli husus tablodaki birinci veya ikinci kategoriden süje seçmek olmalıdır.  Diğer bir husus da eğitimcinin eğitimli olması hususudur. Hangi ekolden olunursa olunsun, eğitimcinin bir okul veya akademiden sertifikasının bulunması şartı ülkemizde de koşulması gerektiği inancını taşıyorum. Ama ne yazık ki bugünkü durum bunu göstermemektedir. Köpek Eğitmeni adı altında, ülkemizde ülkede sürüyle eğitim almamış, diploması veya sertifikası olmayan eğitmen bulunmaktadır. Ama buna karşın sonuçlar da ortadadır:
Eğitimsiz eğitmenler ve eğitilememiş köpekler

Adapte olabilen zeka ölçme testlerini, burada kargaşa yaratmaması için, bir sonraki makalede yayınlamayı tercih ettik.

BaşaDön